Kadına Ve Aileye Yönelik Şiddet

Kadına yönelik şiddet

Yasal Düzenlemeler Kapsamında Kadına Ve Aileye Yönelik Şiddet

Kadına karşı şiddet yüzyıllardan beri toplumun en büyük sorunları arasında yer almaktadır. Bu nedenle hem ulusal hem de uluslararası düzeyde kadına yönelik şiddetin engellenmesi amacıyla önleyici ve koruyucu nitelikte tedbirler almaya çalışılmış ve bu hususlarda düzenlemeler yapılmıştır.

Birleşmiş Milletler, kadına yönelik aile içi şiddeti, kadının insan hakları olarak ele almış ve kadına yönelik şiddet konusunda uluslararası norm ve standartlar belirleyerek bu yönde raporlar hazırlamıştır. Bu doğrultuda Kadınlara Yönelik Şiddetin Önlenmesi Bildirgesi'nin birinci maddesine göre kadına yönelik şiddet, kamusal ve özel alanda kadınların fiziksel, cinsel, duygusal zarar görmesiyle sonuçlanan ya da sonuçlanması olası, her türlü cinsiyet temelli şiddet eylemi veya bu eylemin yapılacağına ilişkin tehdit ya da zorlama ve keyfi olarak özgürlüğün kısıtlanması olarak tanımlanmaktadır. Birleşmiş Milletler, bu tanımı geniş tutmuş ve ikinci maddesinde, bu tanımın ailede ve yakın çevrede olagelen fiziksel, cinsel ve psikolojik şiddeti de kapsayacak fakat bununla kısıtlanmayacak şekilde yorumlanması gerektiğini belirtmiştir.  

Kadına yönelik şiddet kadınlara, yalnızca kadın oldukları için uygulanan, cinsiyet eşitliğinin sağlanamamasından kaynaklanan, kadın bireylerin insan haklarını ihlal eden eylemlerdir.

Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi (CEDAW) 1979 yılında kabul edilmiş olup Türkiye ise bu sözleşmeye 1986 yılında taraf olmuştur. CEDAW, temelde kadın-erkek eşitliğinin fiilen de sağlanmasını amaçlamaktadır. Bu suretle CEDAW taraf devletlere “erkekler ile kadınlar arasında tam eşitliğin sağlanması” için gerekli yasal ve idari düzenlemeleri yapma ve bu düzenlemeleri hayata geçirme yükümlülüğü getirmektedir. Bu nedenle bu sözleşme kadının insan haklarının anayasası olarak da anılmaktadır.

Yerel yaşamda kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve daha fazla eşitliği hayata geçirme amacıyla Avrupa Birliği de çalışmalar yapmış ve bu çalışmalar kapsamında 5 maddeden oluşan Avrupa Kadın Şartı’nı hazırlamıştır. Avrupa Kadın Şartı, kadının onuru, saygınlığı ve cinsiyetine dayalı tüm şiddeti sonlardırmayı hedeflemekte ve kadın erkek eşitliği bakımından temel ilkeler düzenleyerek imzalayan taraflara bazı yükümlülük getirmektedir.

Avrupa Kadın Şartı( Yerel Yaşamda Avrupa Kadın Erkek Eşitliği Şartı) temel ilkelerine göre öncelikle kadın - erkek eşitliği temel bir haktır. Avrupa Kadın Şartı, Toplumsal cinsiyetin yanısıra ırk, ten rengi, etnik ve sosyal köken, genetik özellikler, dil, din veya inanç, siyasi veya diğer görüşler, ulusal azınlık mensubu olma, mülkiyet, doğum, engellilik, yaş, cinsel yönelim veya sosyo-ekonomik statüye dayalı çoklu ayrımcılık ve dezavantajları kadın - erkek eşitliği konusu çerçevesinde dikkate alınması gerektiğine vurgu yapmış, Kadınların ve erkeklerin karar alma süreçlerine dengeli katılımlarını demokratik bir toplumun ön koşulu olarak ele almıştır. Avrupa Kadın Şartı ayrıca kadınların statüleri ve yaşam koşullarına dair eşitsizliklerin temelinde yer alan ve de kadınların ve erkeklerin politik, ekonomik, sosyal ve kültürel anlamdaki rollerinin eşitsiz değerlendirilmesine yol açan kalıp yargıların ve engellerin tasfiyesi, toplumsal cinsiyet bakış açısının yerleştirilmesi, eylem planları ve programlarını hazırlaması, bunların uygulanması için mali ve insan gücü kaynağının tahsis edilmesi yükümlülüğünü imza atan taraflara birer ilke olarak düzenlemiştir.

Bu bağlamda Avrupa Kadın Şartı,  kadına, eğitim, sosyal bakım ve hizmetler, çocuk bakımı ve bakmakla yükümlü olunan bireyler için bakım hizmetleri, emniyet ve güvenlik, barınma, konut edinme, ve siyasi ve medeni alanda daha fazla eşitliği getirirken bunun bir kamusal taahhüt olarak imza altına almakta ve eşitliği geliştirmek amacıyla ortak çalışmalar yapmaktadır.

Ayrıca Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ne Türkiye öncülük etmektedir. Bu sözleşme, İstanbul Sözleşmesi olarak da bilinen uluslararası düzeyde Türkiye’nin öncülük ettiği bir sözleşmedir. Ülkemizin taraf olduğu İstanbul Sözleşmesi 11.5.2011 tarihinde İstanbul’da imzalanmıştır. Bu sözleşme ile ülkemiz uluslararası düzeyde kadına yönelik şiddete ilişkin mücadele etmeyi ve bu amaçla ilgili tedbirleri almayı taahhüt etmiştir. İstanbul Sözleşmesinin amacı, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetle mücadeleyi etkinleştirmektir.

Türkiye’de ulusal anlamda ise kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesi amacıyla yürürlüğe giren ilk kanun, 4320 sayılı Ailenin Korunması Hakkındaki Kanun’dur. Fakat son dönemlerde kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetin artmasıyla, yasa koyucu, bazı kamu kurumu ve sivil toplum kuruluşlarının da çalışmaları ile, 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun düzenlenmiştir. Bu kanun 20 Mart 2012’de Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

6284 sayılı yeni kanun, tedbirleri detaylı ve geniş kapsamlı olarak düzenlemekte ve bu tedbirleri alma yetkisini hakimin yanı sıra ilgili kolluk ve mülki amirlere de yüklemekte, böylece tedbirlerin kısa sürede alınarak daha etkin bir koruma sağlanması amaçlanmaktadır.

Şiddet Nedir?

Şiddet; kişinin, fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlüğün keyfî engellenmesini de içeren, toplumsal, kamusal veya özel alanda meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum ve davranış olarak tanımlanmaktadır. 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun

Ev içi şiddet ise bu yasa kapsamında, Şiddet mağduru ve şiddet uygulayanla aynı haneyi paylaşmasa da aile veya hanede ya da aile mensubu sayılan diğer kişiler arasında meydana gelen her türlü fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddeti ifade etmektedir.

Türkiye'de Şiddet Mağdurlarının Korunmasında Ve Şiddetin Engellenmesinde Hangi Kanunlar Ve Sözleşmeler Esas Alınmaktadır?

Şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınlar, çocuklar, aile bireyleri ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin koruması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun düzenlenmiştir. Türkiye’de şiddet mağdurlarının korunması ve şiddetin önlenmesi 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında sağlanmaktadır. 6284 sayılı kanunla, detaylı ve geniş kapsamlı tedbirleri düzenlemiştir. Bu tedbirleri alma yetkisi aile mahkemesi hakiminin yanı sıra  ilgili kolluk ve mülki amirlere de yüklenilerek tedbirlerin kısa sürede alınarak daha etkin bir koruma sağlanması amaçlanmıştır.

6284 sayılı kanunun düzenlenmesinde ve uygulanmasında başta Anayasa ve Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi olmak üzere, Türkiye’nin taraf olduğu diğer uluslararası sözleşmeler ve diğer kanuni düzenlemeler esas alınmıştır. Bu nedenle, 6284 sayılı kanunun kapsamında, Şiddet mağdurlarına verilecek destek ve hizmetlerin sunulmasında temel insan haklarına dayalı, kadın erkek eşitliğine duyarlı, sosyal devlet ilkesine uygun, adil, etkili ve süratli bir usul izlenmesi gerekmektedir. Ayrıca Şiddet mağduru ve şiddet uygulayan için alınan tedbir kararları insan onuruna yaraşır bir şekilde yerine getirilmeli, kadınlara yönelik cinsiyete dayalı şiddeti önleyen ve kadınları cinsiyete dayalı şiddetten koruyan özel tedbirler alınmalıdır. 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun

Özellikle kadınların şiddet mağduru olmasından dolayı ihtiyaç duyulan bu düzenlemelerin ve özel tedbirlerin ayrımcılık olarak algılanmaması gereği ayrıca bu kanunda düzenlenmiştir. Zaten belirttiğimiz üzere 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kadınların yanı sıra şiddet mağduru erkekleri ve çocukları da korumaktadır.

6284 Sayılı Kanun Kimleri Korumaktadır?

6284 sayılı kanunla,  şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınlar, çocuklar, aile bireyleri ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişiler korunmaya ve bu kişilere yönelik şiddet önlenmeye çalışılmaktadır. Yani bu kanun kapsamında sadece şiddete uğrayan kadınlar değil şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınlar, şiddete uğrayan ve/veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan çocuklar, aile bireyleri ve tek taraflı takip mağduru kişiler de koruma altına alınmaktadır. Bu açıdan 6284 sayılı kanun beraberinde bir çok yenilik, düzenleme ve koruma tedbiri getirmiştir.

Şiddet Veya Şiddet Uygulama Tehlikesi Nereye İhbar Edilir?

Her kim şiddete veya şiddet uygulama tehlikesine tanık olduysa o kişi  tarafından şiddet veya şiddet uygulama tehlikesi herhangi bir resmi makam veya merciye ihbar edilebilmektedir.

Resmi makam veya mercilere şiddet veya şiddet uygulama tehlikesi ihbar edildiğinde ihbarı alan kamu görevlileri 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamındaki görevlerini gecikmeksizin yerine getirmek ve uygulanması gereken diğer tedbirlere ilişkin olarak yetkilileri haberdar etmekle yükümlüdür. 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun