<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Başlıklar arşivleri - Sezgin Hukuk</title>
	<atom:link href="https://www.sezginhukuk.org/category/basliklar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sezginhukuk.org/category/basliklar/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 08 Dec 2025 13:10:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>en-US</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.sezginhukuk.org/wp-content/uploads/2024/03/favicon.png</url>
	<title>Başlıklar arşivleri - Sezgin Hukuk</title>
	<link>https://www.sezginhukuk.org/category/basliklar/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ceza Mahkemesi Türleri Nelerdir?</title>
		<link>https://www.sezginhukuk.org/ceza-mahkemesi-turleri-nelerdir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bigbang]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Mar 2024 06:38:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Başlıklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sezginhukuk.bigbang-digital.com/?p=992</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ceza Mahkemesi türleri Adlî yargı ilk derece mahkemeleri ile bölge adliye mahkemelerinin kuruluş, görev ve yetkilerini düzenleyen 5235 sayılı Kanunun 8. Maddesinde asliye ceza ve ağır ceza mahkemeleri ile özel...</p>
<p><a href="https://www.sezginhukuk.org/ceza-mahkemesi-turleri-nelerdir/">Ceza Mahkemesi Türleri Nelerdir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sezginhukuk.org">Sezgin Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Ceza Mahkemesi türleri Adlî yargı ilk derece mahkemeleri ile bölge adliye mahkemelerinin kuruluş, görev ve yetkilerini düzenleyen 5235 sayılı Kanunun 8. Maddesinde asliye ceza ve ağır ceza mahkemeleri ile özel kanunlarla kurulan diğer ceza mahkemeleri olarak sıralanmıştır. 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 48 inci maddesiyle artık Sulh Ceza Hakimliği de kanuna derç edilmiştir. Özel Kanunla kurulan mahkemelere örnek olarak yargılanan kişinin yaşı gözetilerek belirlenen Çocuk Mahkemeleri ve Çocuk Ağır Ceza Mahkemelerini söyleyebiliriz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anayasanın Yargı başlıklı üçüncü bölümünde Mahkemeler ile ilgili bazı temel kurallar belirlenmiştir. Anayasanın ‘Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir’ içerikli 142 maddesinden de anlaşılacağı üzere mahkemeler gücünü Anayasadan almaktadır ve kanun da yazılı olmayan ve görevli olmayan mahkemenin yargılama yapması mümkün değildir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">AĞIR CEZA MAHKEMESİ NEDİR?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suç tipleri aşağıdaki bölümde detaylı şekilde tarafımızca açıklanmıştır. Bu suç tiplerini incelediğimizde ağır ceza mahkemesi yargılamasına konu söz konusu eylemlerin toplumun düzenini bozduğu, Devletin güvenliğini, Anayasal düzeni ve Milli savunmayı tehlikeye soktuğu ve kişi beden bütünlüğü ve güvenliğini ağır şekilde ihlal ettiği görülmektedir. İşte bu eylemler bu nedenle ceza miktarı bakımından yapılan yargılamada oldukça ağır cezai yaptırımlarla sonuçlanabilmektedir. İşte bu yüzden söz konusu eylemlerin yargılaması da Ağır Ceza Mahkemesince yapılmaktadır. Ağır ceza mahkemesini, ceza miktarı bakımından en ağır suçlara bakan ilk derece ceza mahkemesi olarak nitelemek de doğru olacaktır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">AĞIR CEZA AVUKATI HANGİ DAVALARA BAKAR?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Bu soruya öncelikle ağır ceza avukatını açıklamakla başlamak gerekir. Çünkü halk arasında ceza avukatı ve ağır ceza avukatı terimi çokça kullanılmaktadır lakin, avukatlıkta esasen böyle bir ayrım bulunmamaktadır. Bir avukat her tülü davalara bakmakta serbesttir. Ağır ceza davalarında tecrübesi, bilgi birikimi olan, kendisini Ağır Ceza Hukuku hususunda geliştirmiş, uzmanlaşmış avukatlara halkın tabiri ile Ağır Ceza Avukatı diyebiliriz. Ağır Ceza Mahkemesinin görev alanına giren suçların en ağır suçlar ve bu suç kapsamında düzenlenen ve hükmedilen cezaların da en ağır cezalardan olmasından dolayı mağduriyet yaşamamak adına bu davaların Ağır Ceza Avukatı aracılığıyla takip edilmesinde büyük fayda bulunmaktadır. Davada müşteki veya sanık olmak bu durumu değiştirmemektedir. Ağır ceza avukatının çok yönlü bakışı ve analitik düşüncesi bu tür davaların kilit noktasını çözmekte çok etkili olup dosyanın detaylı incelenerek delillerin eksiksiz toplanmasında, tanıkların etkin şekilde dinlenmesinde, savunmanın en etkin şekilde yapılıp mahkeme sürecinin usullere uygun yürütülmesinde ağır ceza avukatının rolü çok büyüktür.</p>



<h2 class="wp-block-heading">ASLİYE CEZA MAHKEMESİ VE AĞIR CEZA MAHKEMESİ ARASINDAKİ FARK NEDİR?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Asliye ceza mahkemeleri tek hakimli olup ayrıca duruşmalarda iddia makamı olarak Cumhuriyet Savcısı da bulunmaktadır, düzenlemelerle Cumhuriyet Savcısı Asliye Ceza Mahkemelerinde görevlendirilmiş ise de daha sonra bu düzenleme iptal edilmiş, lakin son düzenlemelerle tekrar Cumhuriyet Savcısı görevlendirilmiştir. Ağır ceza mahkemesi ise bir başkan ile iki üye ile toplanmaktadır. Ve tabi ki duruşmalarda iddia makamı olarak Cumhuriyet Savcısı da bulunmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ağır ceza mahkemesi, açıkladığımız üzere suçlar arasında en ağır cezayı gerektiren suçlara bakmaktadır. Ağır ceza mahkemelerinin görev alanına giren suçlar dışında kalan tüm suçlara ise asliye ceza mahkemeleri bakar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Belirtmek gerekir ki;</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Düzenlemelerle bir suçun ağır ceza mahkemesinin görevi kapsamına girdiği açıkça belirtilmediyse ve sanık 18 yaşından küçük değilse işte o söz konusu suç artık Asliye Ceza Mahkemesinin görev alanına girmektedir.</li>



<li>Eğer ki yargılanan kişi 18 yaşından küçük ise ve suç ağır ceza mahkemelerinin görev alanına giren bir suç ise söz konusu suça Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin görev alanına girmektedir.</li>



<li>Düzenlemelerle bir suç Ağır ceza mahkemesinin görevi kapsamına girdiği açıkça belirtilmediyse ve yargılanan kişi 18 yaşından küçükse söz konusu suç artık Çocuk Ceza Mahkemesinin görev alanına girmektedir.</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">AĞIR CEZA MAHKEMESİNİN GÖREV ALANINA GİREN SUÇLAR HANGİLERİDİR?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Kanun koyucu tarafından 5235 sayılı Kanun ile Adlî yargı ilk derece mahkemeleri ile bölge adliye mahkemelerinin kuruluş, görev ve yetkileri düzenlenmiş ve bu kanunun 8. Maddesinde Ceza Mahkemeleri sıralanırken, 12. Maddesinde ise Ağır ceza mahkemesinin görevi açıklanmıştır. İşlenen herhangi bir suçun ağır ceza mahkemesinin yargılama görevine giren suçlardan olup olmadığını tespit edebilmemiz için 5235 Sayılı Kanun’un 12. Maddesindeki kriterlere bakmamız gerekmektedir. Madde metni incelendiğinde görüleceği üzere bir suçun ağır ceza mahkemesinin yargılama görevine girip girmediği hususu bir takım suç vasfı ve ceza miktarlarına bağlanmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>5235 sayılı Kanunun 12. Maddesine göre;</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>TCK 148. ve 149. maddesinde düzenlenen Yağma/Gasp Suçu,</li>



<li>TCK 158. maddesinde düzenlenen Nitelikli Dolandırıcılık Suçu,</li>



<li>TCK 161. maddesinde düzenlenen Hileli İflas Suçu,</li>



<li>&nbsp;TCK 204/2. maddesinde düzenlenen Resmi Belgede Sahtecilik Suçu,</li>



<li>TCK 250/1. ve 250/2. maddesinde düzenlenen İrtikap Suçunun yargılaması Ağır Ceza Mahkemelerinde yapılması gerekmektedir.</li>



<li>Ayrıca yine bu maddeye göre Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlardan olan 318. Maddesinde düzenlenen Halkı Askerlikten soğutma Suçu, 319. Maddede düzenlenen Askerleri İtaatsizliğe Teşvik Suçu, 324. Maddesinde düzenlenen Seferberlikle İlgili Görevin İhmali Suçu, 325. Maddede düzenlenen Düşmandan Unvan ve Benzeri Payeler Kabulü Suçu, 332. Maddede düzenlenen Askeri Yasak Bölgelere Girme Suçu ağır ceza mahkemesinin görevine girmemektedir.</li>



<li>Ancak Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlardan işte bu 318, 319, 324, 325 ve 332. &nbsp;maddeler dışındaki suçların yargılanması ağır ceza mahkemesinde yapılması gerekmektedir. Millete Ve Devlete Karşı Suçları düzenleyen TCK nın İkinci Kitabın dördüncü kısmında alt bölümlerde çeşitli suç tipleri yer almaktadır.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Dördüncü </strong><strong>kısmın Devletin Güvenliğine Karşı Suçları düzenleyen dördüncü bölümünün;</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>302. Maddesinde düzenlenen Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak suçu,</li>



<li>303. Maddesinde düzenlenen Düşmanla işbirliği yapmak suçu,</li>



<li>304. Maddesinde düzenlenen Devlete karşı savaşa tahrik suçu,</li>



<li>305. Maddesinde düzenlenen Temel millî yararlara karşı faaliyette bulunmak için yarar sağlama suçu,</li>



<li>306. Maddesinde düzenlenen Yabancı devlet aleyhine asker toplama suçu,</li>



<li>307. Maddesinde düzenlenen Askerî tesisleri tahrip ve düşman askerî hareketleri yararına anlaşma suçu,</li>



<li>308. Maddesinde düzenlenen Düşman devlete maddi ve mali yardım suçu ağır ceza mahkemelerinin görev alanına girmektedir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Dördüncü </strong><strong>kısmın Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçları düzenleyen beşinci bölümünün;</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>309. Maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçu,</li>



<li>310. Maddesinde düzenlenen Cumhurbaşkanına suikast ve fiilî saldırı suçu,</li>



<li>311. Maddesinde düzenlenen Yasama organına karşı suç,</li>



<li>312. Maddesinde düzenlenen Hükûmete karşı suç,</li>



<li>313. Maddesinde düzenlenen Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silâhlı isyan suçu,</li>



<li>314. Maddesinde düzenlenen (Dördüncü kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla) silâhlı örgüt suçu,</li>



<li>315. Maddesinde düzenlenen ( 314. Madde kapsamındaki örgüte ) Silâh sağlama suçu,</li>



<li>316. Maddesinde düzenlenen (Dördüncü kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçlar kapsamında) Suç için anlaşma suçu ağır ceza mahkemelerinin görev alanına girmektedir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Dördüncü </strong><strong>kısmın Milli Savunmaya Karşı Suçları düzenleyen altıncı bölümünün;</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>317. Maddesinde düzenlenen Askerî komutanlıkların gasbı suçu,</li>



<li>320. Maddesinde düzenlenen Yabancı hizmetine asker yazma, yazılma suçu,</li>



<li>321. Maddesinde düzenlenen Savaş zamanında emirlere uymama suçu,</li>



<li>322. Maddesinde düzenlenen Savaş zamanında yükümlülükler suçu,</li>



<li>323. Maddesinde düzenlenen Savaşta yalan haber yayma suçu ağır ceza mahkemelerinin görev alanına girmektedir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Dördüncü </strong><strong>kısmın Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk Suçunu düzenleyen yedinci bölümünün;</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>326. maddesinde düzenlenen Devletin güvenliğine ilişkin belgeler ile ilgili suç,</li>



<li>327. maddesinde düzenlenen Devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme suçu,</li>



<li>328. maddesinde düzenlenen Siyasal veya askerî casusluk suçu,</li>



<li>329. maddesinde düzenlenen Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklama suçu,</li>



<li>330. maddesinde düzenlenen Gizli kalması gereken bilgileri açıklama suçu,</li>



<li>331. maddesinde düzenlenen Uluslararası casusluk suçu,</li>



<li>333. Maddesinde düzenlenen Devlet sırlarından yararlanma, Devlet hizmetlerinde sadakatsizlik suçu,</li>



<li>334. Maddesinde düzenlenen Yasaklanan bilgileri temin suçu,</li>



<li>335. Maddesinde düzenlenen Yasaklanan bilgilerin casusluk maksadıyla temini suçu,</li>



<li>336. Maddesinde düzenlenen Yasaklanan bilgileri açıklama suçu,</li>



<li>337. Maddesinde düzenlenen Yasaklanan bilgileri siyasal veya askerî casusluk maksadıyla açıklama suçu,</li>



<li>338. Maddesinde düzenlenen Taksir sonucu casusluk fiillerinin işlenmesi,</li>



<li>339. Maddesinde düzenlenen Devlet güvenliği ile ilgili belgeleri elinde bulundurma suçu ağır ceza mahkemelerinin görev alanına girmektedir.</li>



<li>Yine 5235 sayılı Kanunun 12. Maddesine göre 12/4/1991 tarihli 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar dolayısıyla açılan davalar ağır ceza mahkemelerinin görev alanına girmektedir.</li>



<li>Ayrıca 12. Maddede ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlerde ağır ceza mahkemelerinin görevli olduğu belirlenmiştir. Hemen dikkat çekmek isteriz ki, 5235 sayılı Kanunun 14. Maddesine göre bir suçun ağır ceza mahkemesinin görevine girip girmediğinin tespitinde o suçun ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenleri göz önüne alınmadan söz konusu suçun cezasının üst sınırı göz önünde bulundurulması gerekmektedir.</li>



<li>Anılan 12. Maddede kanunların ayrıca görevli kıldığı haller, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay’ın yargılayacağı kişilere ilişkin hükümler, askerî mahkemelerin görevlerine ilişkin hükümler ile çocuklara özgü kovuşturma hükümleri saklı tutulmuştur.</li>



<li>Aşağıdaki suçlarla ilgili yargılamanın da Ağır Ceza Mahkemesinde yapılması gerekmektedir;</li>



<li>TCK 81. ve 82. maddesinde düzenlenen Kasten Adam Öldürme Suçu,</li>



<li>TCK 85/2.&nbsp; maddesinde düzenlenen Taksirle Ölüme Neden Olma Suçu,</li>



<li>&nbsp;TCK 87/4. maddesinde düzenlenen Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama suçu,</li>



<li>TCK 247. maddesinde düzenlenen Zimmet Suçu,</li>



<li>TCK 252. maddesinde düzenlenen Rüşvet Suçu</li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li>TCK 188. maddesinde düzenlenen Uyarıcı ve uyuşturucu madde ticareti ve imalatı&nbsp;suçu,</li>



<li>TCK 80. maddesinde düzenlenen İnsan ticareti&nbsp;suçu,</li>



<li>TCK 102. maddesinde düzenlenen Cinsel saldırı suçu,</li>



<li>TCK 91-93 maddelerinde düzenlenen Doku ve organ ticareti&nbsp;suçu,</li>



<li>TCK 77. maddesinde düzenlenen İnsanlığa karşı işlenen suçların yargılaması Ağır Ceza Mahkemelerinde yapılması gerekmektedir.</li>
</ul>
<p><a href="https://www.sezginhukuk.org/ceza-mahkemesi-turleri-nelerdir/">Ceza Mahkemesi Türleri Nelerdir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sezginhukuk.org">Sezgin Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yabancılara Çalışma İzni</title>
		<link>https://www.sezginhukuk.org/yabancilara-calisma-izni/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bigbang]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2021 11:04:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Başlıklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sezginhukuk.bigbang-digital.com/?p=964</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.sezginhukuk.org/yabancilara-calisma-izni/">Yabancılara Çalışma İzni</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sezginhukuk.org">Sezgin Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.sezginhukuk.org/yabancilara-calisma-izni/">Yabancılara Çalışma İzni</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sezginhukuk.org">Sezgin Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yabancılara Oturma İzni</title>
		<link>https://www.sezginhukuk.org/yabancilara-oturma-izni/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bigbang]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2021 11:04:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Başlıklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sezginhukuk.bigbang-digital.com/?p=966</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.sezginhukuk.org/yabancilara-oturma-izni/">Yabancılara Oturma İzni</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sezginhukuk.org">Sezgin Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.sezginhukuk.org/yabancilara-oturma-izni/">Yabancılara Oturma İzni</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sezginhukuk.org">Sezgin Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Arabuluculuk</title>
		<link>https://www.sezginhukuk.org/arabuluculuk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bigbang]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2021 11:04:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Başlıklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sezginhukuk.bigbang-digital.com/?p=968</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.sezginhukuk.org/arabuluculuk/">Arabuluculuk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sezginhukuk.org">Sezgin Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.sezginhukuk.org/arabuluculuk/">Arabuluculuk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sezginhukuk.org">Sezgin Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vesayet Davaları</title>
		<link>https://www.sezginhukuk.org/vesayet-davalari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bigbang]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2021 11:04:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Başlıklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sezginhukuk.bigbang-digital.com/?p=970</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.sezginhukuk.org/vesayet-davalari/">Vesayet Davaları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sezginhukuk.org">Sezgin Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.sezginhukuk.org/vesayet-davalari/">Vesayet Davaları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sezginhukuk.org">Sezgin Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ağır Ceza Avukatı</title>
		<link>https://www.sezginhukuk.org/agir-ceza-avukati/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bigbang]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2021 11:03:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Başlıklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sezginhukuk.bigbang-digital.com/?p=962</guid>

					<description><![CDATA[<p>CEZA MAHKEMESİ TÜRLERİ NELERDİR? Ceza Mahkemesi türleri Adlî yargı ilk derece mahkemeleri ile bölge adliye mahkemelerinin kuruluş, görev ve yetkilerini düzenleyen 5235 sayılı Kanunun 8. Maddesinde asliye ceza ve ağır...</p>
<p><a href="https://www.sezginhukuk.org/agir-ceza-avukati/">Ağır Ceza Avukatı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sezginhukuk.org">Sezgin Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading">CEZA MAHKEMESİ TÜRLERİ NELERDİR?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Ceza Mahkemesi türleri Adlî yargı ilk derece mahkemeleri ile bölge adliye mahkemelerinin kuruluş, görev ve yetkilerini düzenleyen 5235 sayılı Kanunun 8. Maddesinde asliye ceza ve ağır ceza mahkemeleri ile özel kanunlarla kurulan diğer ceza mahkemeleri olarak sıralanmıştır. 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 48 inci maddesiyle artık Sulh Ceza Hakimliği de kanuna derç edilmiştir. Özel Kanunla kurulan mahkemelere örnek olarak yargılanan kişinin yaşı gözetilerek belirlenen Çocuk Mahkemeleri ve Çocuk Ağır Ceza Mahkemelerini söyleyebiliriz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anayasanın Yargı başlıklı üçüncü bölümünde Mahkemeler ile ilgili bazı temel kurallar belirlenmiştir. Anayasanın ‘Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir’ içerikli 142 maddesinden de anlaşılacağı üzere mahkemeler gücünü Anayasadan almaktadır ve kanun da yazılı olmayan ve görevli olmayan mahkemenin yargılama yapması mümkün değildir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">AĞIR CEZA MAHKEMESİ NEDİR?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suç tipleri aşağıdaki bölümde detaylı şekilde tarafımızca açıklanmıştır. Bu suç tiplerini incelediğimizde ağır ceza mahkemesi yargılamasına konu söz konusu eylemlerin toplumun düzenini bozduğu, Devletin güvenliğini, Anayasal düzeni ve Milli savunmayı tehlikeye soktuğu ve kişi beden bütünlüğü ve güvenliğini ağır şekilde ihlal ettiği görülmektedir. İşte bu eylemler bu nedenle ceza miktarı bakımından yapılan yargılamada oldukça ağır cezai yaptırımlarla sonuçlanabilmektedir. İşte bu yüzden söz konusu eylemlerin yargılaması da Ağır Ceza Mahkemesince yapılmaktadır. Ağır ceza mahkemesini, ceza miktarı bakımından en ağır suçlara bakan ilk derece ceza mahkemesi olarak nitelemek de doğru olacaktır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">AĞIR CEZA AVUKATI HANGİ DAVALARA BAKAR?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Bu soruya öncelikle ağır ceza avukatını açıklamakla başlamak gerekir. Çünkü halk arasında ceza avukatı ve ağır ceza avukatı terimi çokça kullanılmaktadır lakin, avukatlıkta esasen böyle bir ayrım bulunmamaktadır. Bir avukat her tülü davalara bakmakta serbesttir. Ağır ceza davalarında tecrübesi, bilgi birikimi olan, kendisini Ağır Ceza Hukuku hususunda geliştirmiş, uzmanlaşmış avukatlara halkın tabiri ile Ağır Ceza Avukatı diyebiliriz. Ağır Ceza Mahkemesinin görev alanına giren suçların en ağır suçlar ve bu suç kapsamında düzenlenen ve hükmedilen cezaların da en ağır cezalardan olmasından dolayı mağduriyet yaşamamak adına bu davaların Ağır Ceza Avukatı aracılığıyla takip edilmesinde büyük fayda bulunmaktadır. Davada müşteki veya sanık olmak bu durumu değiştirmemektedir. Ağır ceza avukatının çok yönlü bakışı ve analitik düşüncesi bu tür davaların kilit noktasını çözmekte çok etkili olup dosyanın detaylı incelenerek delillerin eksiksiz toplanmasında, tanıkların etkin şekilde dinlenmesinde, savunmanın en etkin şekilde yapılıp mahkeme sürecinin usullere uygun yürütülmesinde ağır ceza avukatının rolü çok büyüktür.</p>



<h2 class="wp-block-heading">ASLİYE CEZA MAHKEMESİ VE AĞIR CEZA MAHKEMESİ ARASINDAKİ FARK NEDİR?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Asliye ceza mahkemeleri tek hakimli olup ayrıca duruşmalarda iddia makamı olarak Cumhuriyet Savcısı da bulunmaktadır, düzenlemelerle Cumhuriyet Savcısı Asliye Ceza Mahkemelerinde görevlendirilmiş ise de daha sonra bu düzenleme iptal edilmiş, lakin son düzenlemelerle tekrar Cumhuriyet Savcısı görevlendirilmiştir. Ağır ceza mahkemesi ise bir başkan ile iki üye ile toplanmaktadır. Ve tabi ki duruşmalarda iddia makamı olarak Cumhuriyet Savcısı da bulunmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ağır ceza mahkemesi, açıkladığımız üzere suçlar arasında en ağır cezayı gerektiren suçlara bakmaktadır. Ağır ceza mahkemelerinin görev alanına giren suçlar dışında kalan tüm suçlara ise asliye ceza mahkemeleri bakar.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong> Belirtmek gerekir ki;</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Düzenlemelerle bir suçun ağır ceza mahkemesinin görevi kapsamına girdiği açıkça belirtilmediyse ve sanık 18 yaşından küçük değilse işte o söz konusu suç artık Asliye Ceza Mahkemesinin görev alanına girmektedir.</li>



<li>Eğer ki yargılanan kişi 18 yaşından küçük ise ve suç ağır ceza mahkemelerinin görev alanına giren bir suç ise söz konusu suça Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin görev alanına girmektedir.</li>



<li>Düzenlemelerle bir suç Ağır ceza mahkemesinin görevi kapsamına girdiği açıkça belirtilmediyse ve yargılanan kişi 18 yaşından küçükse söz konusu suç artık Çocuk Ceza Mahkemesinin görev alanına girmektedir.</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">AĞIR CEZA MAHKEMESİNİN GÖREV ALANINA GİREN SUÇLAR HANGİLERİDİR?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Kanun koyucu tarafından 5235 sayılı Kanun ile Adlî yargı ilk derece mahkemeleri ile bölge adliye mahkemelerinin kuruluş, görev ve yetkileri düzenlenmiş ve bu kanunun 8. Maddesinde Ceza Mahkemeleri sıralanırken, 12. Maddesinde ise Ağır ceza mahkemesinin görevi açıklanmıştır. İşlenen herhangi bir suçun ağır ceza mahkemesinin yargılama görevine giren suçlardan olup olmadığını tespit edebilmemiz için 5235 Sayılı Kanun’un 12. Maddesindeki kriterlere bakmamız gerekmektedir. Madde metni incelendiğinde görüleceği üzere bir suçun ağır ceza mahkemesinin yargılama görevine girip girmediği hususu bir takım suç vasfı ve ceza miktarlarına bağlanmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>5235 sayılı Kanunun 12. Maddesine göre;</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>TCK 148. ve 149. maddesinde düzenlenen Yağma/Gasp Suçu,</li>



<li>TCK 158. maddesinde düzenlenen Nitelikli Dolandırıcılık Suçu,</li>



<li>TCK 161. maddesinde düzenlenen Hileli İflas Suçu,</li>



<li> TCK 204/2. maddesinde düzenlenen Resmi Belgede Sahtecilik Suçu,</li>



<li>TCK 250/1. ve 250/2. maddesinde düzenlenen İrtikap Suçunun yargılaması Ağır Ceza Mahkemelerinde yapılması gerekmektedir.</li>



<li>Ayrıca yine bu maddeye göre Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlardan olan 318. Maddesinde düzenlenen Halkı Askerlikten soğutma Suçu, 319. Maddede düzenlenen Askerleri İtaatsizliğe Teşvik Suçu, 324. Maddesinde düzenlenen Seferberlikle İlgili Görevin İhmali Suçu, 325. Maddede düzenlenen Düşmandan Unvan ve Benzeri Payeler Kabulü Suçu, 332. Maddede düzenlenen Askeri Yasak Bölgelere Girme Suçu ağır ceza mahkemesinin görevine girmemektedir.</li>



<li>Ancak Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlardan işte bu 318, 319, 324, 325 ve 332.  maddeler dışındaki suçların yargılanması ağır ceza mahkemesinde yapılması gerekmektedir. Millete Ve Devlete Karşı Suçları düzenleyen TCK nın İkinci Kitabın dördüncü kısmında alt bölümlerde çeşitli suç tipleri yer almaktadır.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Dördüncü </strong><strong>kısmın Devletin Güvenliğine Karşı Suçları düzenleyen dördüncü bölümünün;</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>302. Maddesinde düzenlenen Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak suçu,</li>



<li>303. Maddesinde düzenlenen Düşmanla işbirliği yapmak suçu,</li>



<li>304. Maddesinde düzenlenen Devlete karşı savaşa tahrik suçu,</li>



<li>305. Maddesinde düzenlenen Temel millî yararlara karşı faaliyette bulunmak için yarar sağlama suçu,</li>



<li>306. Maddesinde düzenlenen Yabancı devlet aleyhine asker toplama suçu,</li>



<li>307. Maddesinde düzenlenen Askerî tesisleri tahrip ve düşman askerî hareketleri yararına anlaşma suçu,</li>



<li>308. Maddesinde düzenlenen Düşman devlete maddi ve mali yardım suçu ağır ceza mahkemelerinin görev alanına girmektedir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Dördüncü </strong><strong>kısmın Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçları düzenleyen beşinci bölümünün;</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>309. Maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçu,</li>



<li>310. Maddesinde düzenlenen Cumhurbaşkanına suikast ve fiilî saldırı suçu,</li>



<li>311. Maddesinde düzenlenen Yasama organına karşı suç,</li>



<li>312. Maddesinde düzenlenen Hükûmete karşı suç,</li>



<li>313. Maddesinde düzenlenen Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silâhlı isyan suçu,</li>



<li>314. Maddesinde düzenlenen (Dördüncü kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla) silâhlı örgüt suçu,</li>



<li>315. Maddesinde düzenlenen ( 314. Madde kapsamındaki örgüte ) Silâh sağlama suçu,</li>



<li>316. Maddesinde düzenlenen (Dördüncü kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçlar kapsamında) Suç için anlaşma suçu ağır ceza mahkemelerinin görev alanına girmektedir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Dördüncü </strong><strong>kısmın Milli Savunmaya Karşı Suçları düzenleyen altıncı bölümünün;</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>317. Maddesinde düzenlenen Askerî komutanlıkların gasbı suçu,</li>



<li>320. Maddesinde düzenlenen Yabancı hizmetine asker yazma, yazılma suçu,</li>



<li>321. Maddesinde düzenlenen Savaş zamanında emirlere uymama suçu,</li>



<li>322. Maddesinde düzenlenen Savaş zamanında yükümlülükler suçu,</li>



<li>323. Maddesinde düzenlenen Savaşta yalan haber yayma suçu ağır ceza mahkemelerinin görev alanına girmektedir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Dördüncü </strong><strong>kısmın Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk Suçunu düzenleyen yedinci bölümünün;</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>326. maddesinde düzenlenen Devletin güvenliğine ilişkin belgeler ile ilgili suç,</li>



<li>327. maddesinde düzenlenen Devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme suçu,</li>



<li>328. maddesinde düzenlenen Siyasal veya askerî casusluk suçu,</li>



<li>329. maddesinde düzenlenen Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklama suçu,</li>



<li>330. maddesinde düzenlenen Gizli kalması gereken bilgileri açıklama suçu,</li>



<li>331. maddesinde düzenlenen Uluslararası casusluk suçu,</li>



<li>333. Maddesinde düzenlenen Devlet sırlarından yararlanma, Devlet hizmetlerinde sadakatsizlik suçu,</li>



<li>334. Maddesinde düzenlenen Yasaklanan bilgileri temin suçu,</li>



<li>335. Maddesinde düzenlenen Yasaklanan bilgilerin casusluk maksadıyla temini suçu,</li>



<li>336. Maddesinde düzenlenen Yasaklanan bilgileri açıklama suçu,</li>



<li>337. Maddesinde düzenlenen Yasaklanan bilgileri siyasal veya askerî casusluk maksadıyla açıklama suçu,</li>



<li>338. Maddesinde düzenlenen Taksir sonucu casusluk fiillerinin işlenmesi,</li>



<li>339. Maddesinde düzenlenen Devlet güvenliği ile ilgili belgeleri elinde bulundurma suçu ağır ceza mahkemelerinin görev alanına girmektedir.</li>



<li>Yine 5235 sayılı Kanunun 12. Maddesine göre 12/4/1991 tarihli 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar dolayısıyla açılan davalar ağır ceza mahkemelerinin görev alanına girmektedir.</li>



<li>Ayrıca 12. Maddede ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlerde ağır ceza mahkemelerinin görevli olduğu belirlenmiştir. Hemen dikkat çekmek isteriz ki, 5235 sayılı Kanunun 14. Maddesine göre bir suçun ağır ceza mahkemesinin görevine girip girmediğinin tespitinde o suçun ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenleri göz önüne alınmadan söz konusu suçun cezasının üst sınırı göz önünde bulundurulması gerekmektedir.</li>



<li>Anılan 12. Maddede kanunların ayrıca görevli kıldığı haller, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay’ın yargılayacağı kişilere ilişkin hükümler, askerî mahkemelerin görevlerine ilişkin hükümler ile çocuklara özgü kovuşturma hükümleri saklı tutulmuştur.</li>



<li>Aşağıdaki suçlarla ilgili yargılamanın da Ağır Ceza Mahkemesinde yapılması gerekmektedir;</li>



<li>TCK 81. ve 82. maddesinde düzenlenen Kasten Adam Öldürme Suçu,</li>



<li>TCK 85/2.  maddesinde düzenlenen Taksirle Ölüme Neden Olma Suçu,</li>



<li> TCK 87/4. maddesinde düzenlenen Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama suçu,</li>



<li>TCK 247. maddesinde düzenlenen Zimmet Suçu,</li>



<li>TCK 252. maddesinde düzenlenen Rüşvet Suçu</li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li>TCK 188. maddesinde düzenlenen Uyarıcı ve uyuşturucu madde ticareti ve imalatı suçu,</li>



<li>TCK 80. maddesinde düzenlenen İnsan ticareti suçu,</li>



<li>TCK 102. maddesinde düzenlenen Cinsel saldırı suçu,</li>



<li>TCK 91-93 maddelerinde düzenlenen Doku ve organ ticareti suçu,</li>



<li>TCK 77. maddesinde düzenlenen İnsanlığa karşı işlenen suçların yargılaması Ağır Ceza Mahkemelerinde yapılması gerekmektedir.</li>
</ul>
<p><a href="https://www.sezginhukuk.org/agir-ceza-avukati/">Ağır Ceza Avukatı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sezginhukuk.org">Sezgin Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Evden Uzaklaştırma Koruma Kararı</title>
		<link>https://www.sezginhukuk.org/evden-uzaklastirma-koruma-karari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bigbang]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2021 10:49:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Başlıklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sezginhukuk.bigbang-digital.com/?p=958</guid>

					<description><![CDATA[<p>Evden Uzaklaştırma&#160;Koruma Kararı Nasıl Alınır? 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında&#160;evden uzaklaştırma&#160;koruma kararı&#160;şiddet mağduru kişinin bulunduğu yer aile mahkemesine, il-ilçe emniyet müdürlüğüne veya &#160;il-ilçe...</p>
<p><a href="https://www.sezginhukuk.org/evden-uzaklastirma-koruma-karari/">Evden Uzaklaştırma Koruma Kararı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sezginhukuk.org">Sezgin Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading">Evden Uzaklaştırma&nbsp;Koruma Kararı Nasıl Alınır?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında&nbsp;<strong>evden uzaklaştırma</strong>&nbsp;<strong>koruma kararı</strong>&nbsp;şiddet mağduru kişinin bulunduğu yer aile mahkemesine, il-ilçe emniyet müdürlüğüne veya &nbsp;il-ilçe &nbsp;jandarma komutanlığına başvurusu ile alınabilmektedir. 6284 sayılı yasada şiddet mağdurlarına karşı şiddeti önlemek ve korumak amacıyla bir çok hüküm düzenlenmiştir. Böylece şiddet uygulayan&nbsp;<strong>evden uzaklaştırma</strong>&nbsp;<strong>koruma kararı</strong>nın yanında şiddet mağduruna uygulama tehlikesi bulunan fiziksel, cinsel, ekonomik, sözlü, psikolojik tüm şiddetin engellenmesi sağlanmaktadır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Eşin Şiddet Uyguladığı, Hakaret Veya Tehdit Ettiği Durumlarda Alınacak Koruma Tedbirleri Nelerdir?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınlar ve çocukların yanında aile bireyleri ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişiler de 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun &nbsp;kapsamında korunmaktadır. Yani anlaşılacağı üzere bu yasa kapsamında kadınlar ve çocukların yanında şiddet gören erkekler ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru erkekler de korunmaktadır. Kanunun uygulanabilmesi için şiddet mağduru erkeğin uzman&nbsp;<a href="https://sezginhukuk.bigbang-digital.com/hizmetlerimiz/aile-hukuku/">aile avukatı</a>&nbsp;ile başvurması gerekebilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun &nbsp;kapsamında şiddet mağduru eşin beraberindeki kişilerle birlikte korunması amacıyla şiddet uygulayan eşe yönelik&nbsp;<strong>evden uzaklaştırma</strong>&nbsp;<strong>koruma kararı</strong>&nbsp;verilmektedir.&nbsp;<strong>Evden uzaklaştırma kararı</strong>&nbsp;için şiddet mağduru kişinin bulunduğu yer aile mahkemesi, il-ilçe emniyet müdürlükleri veya &nbsp;il-ilçe jandarma komutanlığına bu hususta başvuru yapması gerekmektedir. &nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şiddet mağduru, eşi tarafından tehdit edildiği, hakarete maruz kaldığı , iletişim araçları ile rahatsız edildiğini, aşağılandığını veya küçük düşürücü söz ve davranışlarda bulunulduğu durumlarda şiddet mağdurunun bulunduğu yer aile mahkemesine, il-ilçe emniyet müdürlükleri veya &nbsp;il-ilçe jandarma komutanlığına başvurusu ile şiddet uygulayan eşin, şiddet mağduruna yönelik olarak şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunulmaması, iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız edilmemesi kararı alınır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şiddet mağduru ile şiddet uygulayanın aynı konutta bulunduğu hallerde aile mahkemesi hakimi, şiddet uygulayanın müşterek konuttan veya bulunduğu yerden derhal uzaklaştırılması ve müşterek konutun korunan kişiye tahsis edilmesine de karar verebilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca şiddet uygulayan eşin, şiddet mağdurunun bulunduğu konuta, okula ve iş yerlerine gelme ihtimali varsa şiddet mağduru tarafından bu durum başvuruda belirtilmelidir. Bu durumda hakim tarafından, şiddet uygulayanın, şiddet mağdurlarının bulundukları konuta, okula ve iş yerine yaklaşmamasına karar verilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şiddet uygulayan eş ile &nbsp;şiddet mağdurunun müşterek çocuğu/çocukları bulduğu ve çocuklarla ilgili daha önce verilmiş bir kişisel ilişki kurma kararı bulunduğu durumlarda, &nbsp;şiddet mağdurunun başvurusunda söz konusu kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılmasını ve &nbsp;kişisel ilişkinin sınırlanması ya da tümüyle kaldırılmasını talep etmesi şiddet mağduruna ayrıca koruma sağlayacaktır. &nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında, aile mahkemesi hakimi tarafından gerekli görülmesi halinde şiddet uygulama tehlikesi bulunan kişinin, şiddete uğramamış olsa bile yakınlarına, tanıklarına ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin haller saklı kalmak üzere çocuklarına yaklaşmamasına karar verilebilmektedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Evden Uzaklaştırma Kararı Nasıl Alınır?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Ceza kanunları, kişilerin, toplumun düzeni ve güvenliğinin sağlanması için düzenlenmiştir. Fakat günümüzde aile içi şiddet ve diğer şiddet türlerinde Türk Ceza Kanunu’nun caydırıcılık etkisi yetersiz kalmaktadır. Kadına ve aileye karşı şiddetin giderek artması ve yürürlükteki kanunların şiddeti önlemede yetersiz kalmasıyla kanun koyucular bir çok uluslararası sözleşmeleri de esas alarak şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınlar, çocuklar, aile bireyleri ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun &nbsp;düzenlemiştir. Bu yasa kapsamında şiddet mağduru bir çok kamu kurumunun desteği ile koruma altına alınmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aile bireyinin şiddet uygulayan eşe karşı korunması ve şiddetin önlenmesinin en etkili yolu 6284 sayılı kanun kapsamında evden uzaklaştırma koruma kararı alınmasıdır. Şiddet mağduru, bu kararı en hızlı, bulunduğu yer aile mahkemesine veya ilçe emniyet müdürlüğündeki aile içi şiddet bürosuna başvuru ile alabilecektir. Fakat şiddet uygulayanın şiddet mağduruna yönelik şiddeti bu kararla da son bulma ihtimali düşük olduğundan şiddet mağduru başvurusunda yaşadığı olayı anlatarak, 6284 sayılı yasadan faydalanmak istediğini, şiddet uygulayanın&nbsp;<strong>evden uzaklaştırma</strong>&nbsp;<strong>koruma kararı</strong>nın yanında fiziksel, cinsel, ekonomik, sözlü, psikolojik tüm şiddetin engellenmesini de talep etmesi gerekmektedir. &nbsp;Bu yolla şiddet uygulayan, &nbsp;hem şiddet mağdurundan ve diğer korunması gereken kişilerden evden uzaklaştırma koruma kararı ile uzaklaştırılmakta hem de şiddet tehlikesi tedbir kararındaki hapis cezası yaptırımı ihtarları ile önlenmeye çalışılmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şiddetin veya şiddet tehlikesinin aile bireyleri tarafından değil de dışarıdan kadına, çocuğa veya aile bireylerine karşı yöneltildiği durumlarda ise 6284 sayılı kanun kapsamında, yine aile mahkemesine veya ilçe emniyet müdürlüklerindeki aile içi şiddet bürosuna başvurularak, şiddet uygulayan/şiddet uygulama tehlikesi bulunan kişinin kadına, çocuğa, aile bireyine, yakınlarına yaklaşmaması kararı alınabilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Mülki Amirlerden Ve Kolluk Amirlerinden Koruma Kararları Alınabilir Mi?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Şiddet mağdurları 6284 sayılı Kanun kapsamında, Kendisine ve gerekiyorsa beraberindeki çocuklara, bulunduğu yerde veya başka bir yerde uygun barınma yeri sağlanmasını, geçici maddi yardım yapılmasını, Psikolojik, mesleki, hukuki ve sosyal bakımdan rehberlik ve danışmanlık hizmeti verilmesini, Hayati tehlikesinin bulunması halinde, geçici koruma altına alınmasını, kreş imkanının sağlanmasını mülki amirlerden talep edebilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mülki amirlerin, &nbsp;şiddet mağdurunun hayati tehlikesinin bulunması halinde re’sen geçici koruma altına alması gerekmektedir.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph">Kolluk amirin ise, şiddet mağdurunun kendisine ve gerekiyorsa beraberindeki çocuklara, bulunduğu yerde veya başka bir yerde uygun barınma yeri sağlanması, geçici maddi yardım yapılması ve hayati tehlikesi bulunması halinde geçici koruma altına alınması tedbirlerini alabilmektedir. Fakat, Kolluk amiri evrakı en geç kararın alındığı tarihi takip eden ilk işgünü içinde mülki amirin onayına sunması gerekmektedir. Kural olarak Mülki amir tarafından kırksekiz saat içinde onaylanmayan tedbirler kendiliğinden kalkmaktadır.&nbsp;6284 sayılı Kanuna İlişkin Uygulama Yönetmeliği</p>
</blockquote>



<h2 class="wp-block-heading">Aile Mahkemesi Hakimi Tarafından Karar Verilebilecek Koruma Tedbirleri Nelerdir?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Hakim tarafından, Şiddet mağduruna karşı şiddeti önlemek ve kişiyi korumak amacıyla şiddet mağdurunun işyerinin değiştirilebileceği gibi, şiddet mağdurunun evli olması halinde&nbsp;<strong>evden uzaklaştırma kararı</strong>&nbsp;ile müşterek yerleşim yerinden ayrı yerleşim yeri de belirlenebilmektedir. Şiddet mağduru eşi tarafından şiddete maruz bırakıldığında ve/veya eşinin şiddeti tehlikesi altında olduğunda ise şiddet mağdurunun talebi ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunundaki şartların varlığı halinde tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulabilmektedir. Şiddet mağdurunun hayati tehlikesi bulunduğunda eğer bu tehlikenin önlenmesi için diğer tedbirler yeterli olmayacaksa, ilgilinin aydınlatılmış rızasına dayalı olarak 27/12/2007 tarihli ve 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu hükümlerine göre kimlik ve ilgili diğer bilgi ve belgeleri değiştirilebilmektedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Aile Mahkemesi Hakimi Tarafından Karar Verilebilecek Önleyici Tedbirler Nelerdir?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Hakim tarafından verilecek önleyici tedbir kararları 6284 sayılı yasanın 5. Maddesinde düzenlenmiştir</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Şiddet mağdurunun, şiddet uygulayan tarafından tehdit edilmesi, hakarete maruz kalması, aşağılanması veya küçük düşürücü söz ve davranışlarda bulunması durumlarında şiddet mağdurunun talebiyle şiddet mağduru 6284 sayılı yasanın 5. Maddesi kapsamında önleyici tedbirlerle korunmaktadır. Bu durumlarda hakim şiddet mağdurunun talebiyle Şiddet mağduruna yönelik olarak şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunulmaması kararı vermektedir.</li>



<li>Şiddet mağduru ile şiddet uygulayanın aynı konutta bulunduğu hallerde hakim,<strong>&nbsp;evden uzaklaştırma kararı</strong>&nbsp;ile şiddet uygulayanın müşterek konuttan veya bulunduğu yerden derhal uzaklaştırılması ve müşterek konutun korunan kişiye tahsis edilmesine de karar verebilmektedir.</li>



<li>Şiddet uygulayanın şiddet mağdurunun bulunduğu konuta, okula ve iş yerlerine gelme ihtimali bulunduğu durumlarda hakim tarafından yine talep halinde,&nbsp;<strong>evden uzaklaştırma ve yaklaşmama kararları</strong>&nbsp;ile şiddet uygulayanın, şiddet mağdurlarının bulundukları konuta, okula ve iş yerine yaklaşmamasına karar verilmektedir.</li>



<li>Şiddet uygulayanın şiddet mağduru ile müşterek çocuğu/çocukları bulduğu ve çocuklarla ilgili daha önce verilmiş bir kişisel ilişki kurma kararı bulunduğu durumlarda, &nbsp;<strong>evden uzaklaştırma kararı</strong>&nbsp;talebiyle birlikte şiddet mağduru söz konusu kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılmasını ve &nbsp;kişisel ilişkinin sınırlanması ya da tümüyle kaldırılmasını talep etme hakkı da vardır. 6284 sayılı yasanın 5. Maddesi kapsamında bu durumda hakim talep halinde&nbsp;<strong>evden uzaklaştırma kararı</strong>&nbsp;ile birlikte şiddet uygulayanın, kişisel ilişki gün ve saatlerinde refakatçi bulunmasına veya kişisel ilişkinin sınırlanması ya da tümüyle kaldırılmasına da karar verecektir.</li>



<li>Bu madde kapsamında, hakim tarafından gerekli görülmesi halinde şiddet uygulama tehlikesi bulunan kişinin, şiddete uğramamış olsa bile yakınlarına, tanıklarına ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin haller saklı kalmak üzere çocuklarına yaklaşmamasına karar verilir.&nbsp;6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun</li>



<li>Şiddet mağdurunun şahsi eşyalarına ve ev eşyalarına zarar/saldırı tehlikesi olduğu durumlarda şiddet uygulayan/ şiddet uygulama tehlikesi olan kişinin şiddet mağduru kişinin şahsi eşyalarına ve ev eşyalarına zarar vermemesi kararı verebilir.</li>



<li>Şiddet uygulayan şiddet mağdurunu iletişim araçları ile rahatsız ettiği durumlarda &nbsp;şiddet mağduru yetkili hakime başvurarak şiddet uygulayan tarafından iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız edilmemesi kararı alabilmektedir.</li>



<li>Şiddet uygulayan kişinin bulundurulması veya taşınmasına kanunen izin verilen silah taşıdığı ve/veya şiddet uygulayan kişinin &nbsp;silah taşıması zorunlu olan bir kamu görevi ifa ettiği durumlarda, hakim kararı ile şiddet uygulayanın görevi nedeniyle taşıdığı silahı kurumuna teslim etmesi ve taşıdığı ruhsatlı silahı kolluğa teslim etmesine karar verilir.</li>



<li>Şiddet uygulayan kişinin alkol yada uyuşturucu veya uyarıcı madde kullandığı ve bu maddelerin etkisiyle şiddet uyguladığı veya şiddet uygulama tehlikesinin bulunduğu durumlarda şiddet mağdurunun yetkili hakimden talep etmesi ile hakim tarafından şiddet uygulayan kişinin, korunan kişilerin bulundukları yerlerde alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmaması ya da bu maddelerin etkisinde iken korunan kişilere ve bunların bulundukları yerlere yaklaşmaması kararı verilmektedir.</li>



<li>Şiddet uygulayan kişinin bu maddelere bağımlılığının olması halinde, hastaneye yatmak dahil, muayene ve tedavisinin sağlanmasına ve bir sağlık kuruluşuna muayene veya tedavi için başvurması ve tedavisinin sağlanmasına karar verilmektedir.&nbsp;6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Şiddet mağdurunun başvurusunu uzman&nbsp;<a href="https://sezginhukuk.bigbang-digital.com/hizmetlerimiz/aile-hukuku/">aile avukatı</a>&nbsp;ile beraber yapması, kişinin ve yetkililerin aydınlatılması, 6284 sayılı kanundan yararlanabileceği tüm tedbirlerin alınmasında faydalı olacaktır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Evden Uzaklaştırma Cezası Kararı Nasıl Alınır?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Şiddet mağduru aile bireyleri, aile içi şiddetin önlenmesi ve kişilerin korunması için bulundukları yer aile mahkemesine veya ilçe emniyet müdürlüğü aile içi şiddet bürosuna başvurması gerekmektedir. Başvuru ile 6284 sayılı kanun kapsamında şiddet uygulayan kişi hakkında&nbsp;<strong>evden uzaklaştırma cezası</strong>&nbsp;verilecektir. &nbsp;Esasen niteliği önleyici ve koruyucu olan bu karar, kişi evinden uzaklaştırıldığı için ceza olarak da görülebilir. Şiddet uygulayan esasen asıl cezayı&nbsp;<strong>evden uzaklaştırma kararı</strong>na uymadığı, aykırı davrandığı takdirde hapis cezası olarak alacaktır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kolluk Amirleri Önleyici Koruyucu Tedbir Kararı Alabilir Mi?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">6284 sayılı yasa gereğince, il emniyet müdürü, ilçe emniyet müdürü ve amiri, il jandarma komutanı, ilçe ve merkez ilçe jandarma komutanı ve diğer kolluk amirleri bazı durumlarda önleyici&nbsp;<strong>koruyucu tedbir</strong>&nbsp;alabilmektedir.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph">Buna göre; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ilgili kolluk amirlerince şiddet uygulayanın, Şiddet mağduruna yönelik olarak şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmaması, şiddet uygulayanın müşterek konuttan veya bulunduğu yerden derhal uzaklaştırılması ve müşterek konutun korunan kişiye tahsis edilmesi, şiddet uygulayanın, korunan kişilerin bulundukları konuta, okula ve işyerine yaklaşmaması, gerekli görüldüğünde şiddet uygulama tehlikesi bulunan kişilerin, kişiler şiddete uğramamış olsa bile yakınlarına, tanıklarına ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin haller saklı kalmak üzere çocuklarına yaklaşmaması önleyici tedbirleri alınabilmektedir. Fakat yasa kapsamında Kolluk amiri söz konusu evrakı en geç kararın alındığı tarihi takip eden ilk işgünü içinde hakimin onayına sunması gerekmekte ve hakim tarafından yirmi dört saat içinde onaylanması gerekmektedir. Hakim tarafından yirmi dört saat içinde onaylanmayan tedbirler kendiliğinden kalkmaktadır.&nbsp;6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun</p>
</blockquote>



<h2 class="wp-block-heading">Hakim 6284 Sayılı Yasayı Uygularken Diğer Kanunlardaki Tedbirlere De Karar Verebilir Mi?</h2>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph">6284 sayılı yasa geniş kapsamlı olup hakime bu kanunda belirtilen tedbirlerle birlikte 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununda yer alan koruyucu ve destekleyici tedbirler ile 4721 sayılı Kanun hükümlerine göre velayet, kayyım, nafaka ve kişisel ilişki kurulması hususlarında da karar verme yetkisi verilmiştir.&nbsp;4721 sayılı Kanun</p>
</blockquote>



<p class="wp-block-paragraph">Bu durum uygulamada ayrı ayrı dava açılmasına ve yargılama süreci beklenmesine gerek kalmadan yetkili hakimden talep ile 6284 sayılı kanun kapsamında alınacak koruyucu ve önleyici tedbirlerle birlikte şartları oluştuğu takdirde 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununda yer alan koruyucu ve destekleyici tedbirlerin alınmasını ve şartları oluştuğu takdirde 4721 sayılı Medeni Kanunun ilgili hükümlerine göre velayet, kayyım, nafaka ve kişisel ilişki kurulması sağlamaktadır. Ayrıca şiddet mağduru talep etmese dahi hakim tarafından, şiddet uygulayan kişinin ailenin geçimini sağlayan yahut katkıda bulunan kişi olması ve 4721 sayılı Medeni Kanunun ilgili hükümlerine göre nafakaya hükmedilmemiş olması durumda, şiddet mağdurunun yaşamına &nbsp;göre tedbir nafakasına hükmedilebilecektir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Evden Uzaklaştırma Kararına İtiraz</h2>



<p class="wp-block-paragraph">6284 sayılı kanun hükümlerine göre verilen&nbsp;<strong>evden uzaklaştırma kararı</strong>&nbsp;itiraz yolu açık olarak verilmektedir. Hakkında&nbsp;<strong>evden uzaklaştırma kararı</strong>&nbsp;alınan kişi,&nbsp;<strong>evden uzaklaştırma kararı</strong>nın hatalı olduğunu düşünüyorsa,&nbsp;<strong>evden uzaklaştırma kararı</strong>nın iptali için bu kararın kendisine tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren aile mahkemesine itiraz etmesi gerekmektedir.&nbsp;<strong>Evden uzaklaştırma kararı</strong>nın iptal edilmesi için karardaki hataların gerçeği ortaya koyacak şekilde aile mahkemesine bildirilmesi gerekmektedir. Aksi halde aile mahkemesince tedbiren de olsa itiraz reddedilecektir ve hakkında&nbsp;<strong>evden uzaklaştırma kararı</strong>&nbsp;alınan kişi kendi evine gitmesi karara aykırılık olarak değerlendirilecek ve zorlama hapsine tabi tutulacaktır. Bu nedenle&nbsp;<strong>evden uzaklaştırma kararı</strong>nın hatalı olduğunu düşünen kişi &nbsp;süresi içinde uzman aile avukatına başvurması ve yardım alması faydalı olacaktır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">6284 Sayılı Ailenin Korunması Ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun Kapsamında Tedbir Kararı İçin Kimler Nereye Başvurabilir?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınlar, çocuklar, aile bireyleri ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve şiddetin önlenmesi için alınacak tedbir kararları; ilgilinin talebi, Bakanlık veya kolluk görevlileri ya da Cumhuriyet savcısının başvurusu üzerine verilir. 6284 sayılı yasa, başvurunun şiddetin önlenmesi ve kişinin korunması ile ilgili olduğu ve acil olduğu için tedbir kararlarının en çabuk ve en kolay ulaşılabilecek yer hakiminden, mülki amirden ya da kolluk biriminden talep edilmesi gereğini düzenlemiştir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Tedbir Kararı Ne Kadar Süre İçin Verilmektir?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınlar, çocuklar, aile bireyleri ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve şiddetin önlenmesi için alınacak tedbir kararları ilk başvuruda en fazla altı ay için verilmektedir. Fakat şiddet uygulayan kişinin şiddet mağduruna karşı eylemlerini veya şiddet uygulanma tehlikesinin devam ettireceğinin tespit edildiği hallerde tedbir kararı verecek merci tarafından resen, tedbir süresinin arttırılmasına veya tedbirin şeklinin değiştirilmesine, bu tedbirlerin kaldırılmasına veya aynen devam etmesine karar verilebilmektedir. Aynı şekilde ilgili tarafından ya da bakanlık veya kolluk görevlilerince şiddet uygulayan kişinin şiddet mağduruna karşı eylemlerini veya şiddet uygulanma tehlikesini devam ettireceğinin bildirilmesi ve bu durumun anlaşılması ve talepleri halinde tedbir süresinin arttırılmasına veya tedbirin şeklinin değiştirilmesine, bu tedbirlerin kaldırılmasına veya aynen devam etmesine karar verilebilmektedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Tedbir Kararı Verilmesi İçin Delil Şart Mıdır?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">6284 Sayılı&nbsp;<strong>Aile Koruma Kanunu</strong>, Şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınlar, çocuklar, aile bireyleri ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin koruması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla düzenlenmiştir. Bu nedenle önleyici tedbir kararının verilmesi, 6284 sayılı kanunun bu amacını gerçekleştirmeyi tehlikeye sokabilecek şekilde geciktirilmemelidir ve koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için ise, şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmamaktadır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Tedbir Kararına İtiraz Edilebilir Mi?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">6284 Sayılı&nbsp;<strong>Aile Koruma Kanunu</strong>&nbsp;hükümlerine göre verilen tedbir kararları itiraz yolu açık olarak verilmektedir. Bu kararlara karşı itiraz, tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ilgililer tarafından aile mahkemesine başvuru yolu ile yapılmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tedbir kararında aykırılık halinde şiddet uygulayan hakkında zorlama hapsinin uygulana da karar verilir. Bu nedenle tedbir kararı gerekli ihtar ve itirazın yapılabilmesi için öncelikle korunan kişiye ve şiddet uygulayana tefhim veya tebliğ edilmesi gerekmektedir. İlgili kişinin veya mercinin tedbir talebinin reddi kararı sadece korunan kişiye tebliğ edilmektedir. Bu nedenle ret kararına karşı sadece korunan kişi itiraz edebilmektedir. Kanunun amacının gerçekleştirmek amacıyla, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ilgili kolluk birimi tarafından verilen tedbir kararı şiddet uygulayana bir tutanakla derhal tebliğ edilmektedir. Bu durumda şiddet uygulayan kendisine tebliği sağlanan bu karara karşı itirazı bulunması halinde tebliğ aldığı tarihten itibaren iki hafta içinde aile mahkemesine başvurmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hakim tarafından verilen tedbir kararlarına itiraz, kararı veren aile mahkemesine yapılır. Mahkeme itiraz üzerine dosyayı gecikmeksizin o yerde aile mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması halinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, &nbsp;son numaralı daire için birinci daireye, o yerde aile mahkemesinin tek dairesi bulunması halinde asliye hukuk mahkemesine, aile mahkemesi hakimi ile asliye hukuk mahkemesi hakiminin aynı hakim olması halinde ise en yakın asliye hukuk mahkemesine gönderir. Kendisine dosya gönderilen mahkeme bir hafta içinde karar vermesi gerekir. Tedbir kararına itiraz üzerine mahkemenin vermiş olduğu kesin olup bu karara karşı ise itiraz edilememektedir. &nbsp;</p>



<h2 class="wp-block-heading">Şiddet Uygulayanın, Şiddet Mağdurunun Adresini Tespit Edememesi İçin Ne Yapılmalıdır?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Şiddet mağdurunun hayati tehlikesi bulunduğunda bu tehlikenin önlenmesi için diğer tedbirler yeterli olmayacaksa, ilgilinin aydınlatılmış rızasına dayalı olarak 27/12/2007 tarihli ve 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu hükümlerine göre kimlik ve ilgili diğer bilgi ve belgeleri değiştirilebilmektedir. Yani bu yolla şiddet mağdurunun kimlik bilgileri değiştirilip adresi ise şiddet uygulayan tarafından tespit edilemeyecek şekilde gizlenmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kural olarak tedbir kararlarında tarafların açık adresleri ve kimlik bilgileri yazılmaktadır. Fakat şiddet uygulayanın şiddet mağduruna yaklaşmaması için gerekli görüldüğünde, tedbir kararı ile birlikte şiddet mağdurunun veya ilgili mercinin talebi ile veya resen, korunan kişi ve diğer aile bireylerinin kimlik bilgileri veya kimliğini ortaya çıkarabilecek bilgileri ve adresleri ile korumanın etkinliği bakımından önem taşıyan diğer bilgileri, tüm resmi kayıtlarda gizli tutmak mümkündür. Bu nedenle &nbsp;yapılacak tebligatlara ilişkin ayrı bir adres tespit edilmektedir. Bu bilgiler ise şiddet mağduruna ulaşılamaması için gizli tutulmaktadır. Bu nedenle bu bilgileri hukuka aykırı olarak başkasına veren, ifşa eden veya açıklayan kişi hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri uygulanmaktadır. &nbsp;Ayrıca şiddet mağdurunu şiddet uygulayanın olası saldırısından korumak için şiddet mağdurunun talebi halinde kişisel eşya ve belgelerinin kolluk marifetiyle teslimi sağlanmaktadır. Bu hükümler ile şiddet mağdurlarına tam koruma sağlama amaçlanmıştır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Tedbir Kararları Hemen Uygulanır Mı?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">6284 Sayılı&nbsp;<strong>Aile Koruma Kanunu</strong>na göre, şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınlar, çocuklar, aile bireyleri ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin koruması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirler bu kanunun amacını gerçekleştirmeyi tehlikeye sokabilecek şekilde geciktirilmemelidir. Ve yine alınan tedbirler bu kanunun amacı gerçekleştirmek amacıyla ilgililere derhal bildirilmelidir. Tedbir kararının ilgililere tefhim veya tebliğ edilmemesi, kararın uygulanmasına engel teşkil etmemektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">6284 Sayılı&nbsp;<strong>Aile Koruma Kanunu</strong>, şiddet mağdurunun geçici koruma altına alınmasına ilişkin koruyucu tedbir kararı ile şiddet uygulayan hakkında verilen önleyici tedbir &nbsp;kararlarını, hakkında koruyucu veya önleyici tedbir kararı verilen kişilerin yerleşim yeri veya bulunduğu ya da tedbirin uygulanacağı yer kolluk birimini görevli ve yetkili kılmıştır. Kolluk birimi, kolluk görevlerini 6284 Sayılı&nbsp;<strong>Aile Koruma Kanunu</strong>&nbsp;kapsamında çocuk ve kadının insan hakları ile kadın erkek eşitliği konusunda eğitim almış ve personel tarafından yerine getirmesi gerekmektedir.&nbsp;Hakkında koruyucu veya önleyici tedbir kararı verilen kişilerin yerleşim yeri veya bulunduğu ya da tedbirin uygulanacağı yer kolluk birimini 6284 sayılı kanun hükümlerine göre alınan tedbir kararlarını, kararın niteliğine göre en seri vasıtalarla derhal bildirmek ve kararın yerine getirilmesi ve ilgili tüm tedbirlerin sağlanması için işlemleri yapmakla yükümlüdür. 6284 sayılı kanun hükümlerine göre verilen tedbir kararlarının kolluk birimlerince uygulanırken hakim kararı var ise teknik araç ve yöntemler yönetmelikte belirlenen usullere uyularak kullanılır. Fakat, tedbir kararı uygulanırken kişilerin ses ve görüntüleri dinlenmesi, izlenmesi ve kayda alınması yasaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hemen belirtmek gerekir ki; 6284 sayılı yasa kapsamında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığınca, yedi gün yirmi dört saat çalışan, şiddetin önlenmesi ile koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkin olarak uygulanmasına yönelik izleme çalışmaları yapılan ve destek hizmetleri veren şiddet önleme ve izleme merkezleri kurulmuştur. Kolluk biriminin yanı sıra tedbir kararlarının uygulanması ve takibinde şiddet önleme ve izleme merkezleri de görevlidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Şiddet Mağdurlarına Barınma İmkanı Sağlanabilir Mi?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">6284 Sayılı&nbsp;<strong>Aile Koruma Kanunu</strong>&nbsp;şiddet mağdurlarına tam koruma sağlamakta olup, bazı şiddet mağdurlarına barınma yeri olarak, Bakanlığa ait veya Bakanlığın gözetim ve denetimi altında bulunan yerlere yerleştirilmektedir. Barınma yerlerinin yetersiz kaldığı durumlarda şiddet mağdurları ve diğer korunan kişiler; mülki amirin, acele hallerde kolluğun veya Bakanlığın talebi üzerine kamu kurum ve kuruluşlarına ait sosyal tesis, yurt veya benzeri yerlerde geçici olarak yerleştirilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tedbir kararlarının uygulanması aşamasında da şiddet mağdurlarının korunması amacıyla onlara geçici barınma imkanı sağlanabilmektedir. Kolluk amirince alınan ve uygulanan tedbir kararlarında veya korunan kişinin kollukta bulunduğu durumlarda, kolluk birimleri tarafından şiddet mağdurları ve korunan diğer kişiler, Bakanlığın ilgili il veya ilçe müdürlüklerine hızlı bir şekilde götürülmesi gerekmektedir. Bu durumun mümkün olmadığı hallerde yine kolluk amirince şiddet mağdurları ve korunan diğer kişilere giderleri ilgili Bakanlık bütçesinden karşılanmak üzere geçici olarak barınma imkanı sağlanması gerekmektedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Tedbir Kararına Aykırılıkta İzlenecek Prosedür Nedir?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Şiddet uygulayanın, 6284 Sayılı&nbsp;<strong>Aile Koruma Kanunu</strong>&nbsp;kapsamında alınan tedbir kararlarına aykırı davrandığı durumlarda, şiddet mağduru söz konusu aykırılığı ilgili savcılığa bildirmelidir. 6284 sayılı yasaya göre aykırılığın bildirilmesi ve tespiti halinde şiddet uygulayanın fiili bir suç oluştursa bile ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre şiddet uygulayan hakim kararıyla üç günden on güne kadar zorlama hapsine tabi tutulur. &nbsp;Tedbir kararına aykırılığın her tekrarında ise, ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre toplamda altı ayı geçmemek kaydıyla şiddet uygulayan onbeş günden otuz güne kadar zorlama hapsine tabi tutulmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zorlama hapsine ilişkin kararları aile mahkemesi hakimi verir ve bu kararlar Cumhuriyet başsavcılığınca yerine getirilir. Karar, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının ilgili il ve ilçe müdürlüklerine de bildirilmektedir.</p>
<p><a href="https://www.sezginhukuk.org/evden-uzaklastirma-koruma-karari/">Evden Uzaklaştırma Koruma Kararı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sezginhukuk.org">Sezgin Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Evlat Edinme</title>
		<link>https://www.sezginhukuk.org/evlat-edinme/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bigbang]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2021 10:44:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Başlıklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sezginhukuk.bigbang-digital.com/?p=955</guid>

					<description><![CDATA[<p>Evlat Edinme İçin Nereye Başvurulur? Eski Türk Medeni Kanununda&#160;evlat edinme&#160;süreci; evlat edinmeye izin kararı ve evlat edinme sözleşmesi olarak ikiye ayrılmaktaydı. Artık Yeni Türk Medeni Kanununda evlatlık ilişkisinin kurulabilmesi kesinleşmiş...</p>
<p><a href="https://www.sezginhukuk.org/evlat-edinme/">Evlat Edinme</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sezginhukuk.org">Sezgin Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading">Evlat Edinme İçin Nereye Başvurulur?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Eski Türk Medeni Kanununda&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>&nbsp;süreci; evlat edinmeye izin kararı ve evlat edinme sözleşmesi olarak ikiye ayrılmaktaydı. Artık Yeni Türk Medeni Kanununda evlatlık ilişkisinin kurulabilmesi kesinleşmiş mahkeme kararı ile mümkün olmaktadır. (TMK 315/1)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk Medeni Kanununa göre&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>&nbsp;davası evlat edinenin oturma yeri Aile Mahkemesinde; birlikte&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>de eşlerden birinin oturma yeri Aile Mahkemesinde açılmalıdır. Tespit edilen yetkili yerde Aile Mahkemesinin olmadığı durumlarda ise Aile Mahkemesi sıfatı ile davaya bakmakla görevli olan Asliye Hukuk Mahkemelerinde dava açılmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yasada&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>ye ilişkin bir çok koşul bulunmaktadır.&nbsp;<strong>Evlat edinme koşulları</strong>&nbsp;en geç mahkeme hüküm anında tamamlanmış olması gerekmektedir.&nbsp;<strong>Evlat edinme</strong>de mahkemenin kararı şekle ilişkin kurucu unsurdur. Bunun yanında kurucu olmayan usule ilişkin usuller de bulunmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Evlat edinme</strong>&nbsp;davasını avukatsız olarak takip edilebilmenin önünde yasal bir engel bulunmamakla birlikte,&nbsp;<strong>Evlat edinme</strong>&nbsp;sürecinin yasaya uygun ve daha hızlı yürütülmesi için avukata danışılması ve bu sürecin avukatla takip edilmesi faydalı olacaktır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Evlat Edinmenin Amaçları, Yararları ve Sakıncaları Nelerdir?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Anasız babasız çocukların korunması ve ana baba sevgisi sağlanması, çocuksuz kişilerin çocuk sahibi olmalarını ve isimlerinin devam ettirmeyi sağlama, çocuğun esenliğinin sağlanması&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>nin 3 ana prensibidir.&nbsp;<strong>Evlat edinme</strong>nin yararları olduğu kadar zararları da bulunmaktadır. Fakat&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>nin yararları daha ağır bastığı için ülkemiz kanunları bazı şartlar dahilinde evlat edinmeye izin vermektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Evlat edinme</strong>nin yararları; çocuksuz veya istediği sayıda çocuk sahibi olmamış kişilerin çocuk özlemini gidermek, çocuksuz ailelerde&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>&nbsp;yoluyla evlilik birliğinin sarsılmasını engellemek, çoğunlukla kimsesiz veya bakıma muhtaç çocukların sıcak bir aile ortamına kavuşmalarını sağlamak ve bu yolla çocuğun psikolojik gelişime katkıda bulunmak, soy bağı bakımından&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>&nbsp;yoluyla daha sağlam bir koruma yaratmak, üvey çocuğun evlat edinilmesinde sosyal manevi ilişkiyi hukukileştirmek,&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>&nbsp;yoluyla aile ortamına kavuşan çocukların topluma yararları insanlar olarak yetişmelerini yaygınlaştırmak ve özellikle suç işleme olasılığını azaltmak, evlilik dışı çocukların neseplerinin&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>&nbsp;yoluyla düzeltilmesini sağlamaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Evlat edinme</strong>nin sakıncası ise evlat edinmek isteyen bazı kişilerce&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>nin amacından saptırılması ve özellikle kanun dışı menfaatlerin elde edilmesi istenmesidir. Örneğin; bazı kişiler yasal mirasçılarının saklı paylarını azaltma veya ortadan kaldırma ya da yasal mirasçılardan mal kaçırmak amacı ile, evlatlığı ucuz bir hizmetçi, uşak olarak kullanmak amacı ile, seks bakımından kötüye kullanmak amacı ile veya küçük yaştaki çocukları organ ticaretinde kullanma veya kaçırarak satma amaçları ile&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>&nbsp;yoluna başvurmaktadır.&nbsp;<strong>Evlat edinme</strong>ye karar verecek hakimin tüm bu olasılıkları göz önüne alması ve evlat edinmek isteyen kişinin&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>&nbsp;talebini çok ciddi şekilde araştırması ve amacını ortaya çıkartması gerekmektedir. Aksi halde bu sakıncalar daha da ciddi boyuta ulaşmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anlaşılacağı üzere&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>de temel amaç küçüğün yararıdır. Bu nedenle&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>&nbsp;diğer koşullarda gerçekleşmiş olmak kaydıyla ancak küçüğün yararı bulunuyorsa kabul edilir.&nbsp;<strong>Evlat edinme&nbsp;şartları</strong>&nbsp;var olsa da hakim, çoğun yararına aykırı bulduğu takdirde&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>ye karar vermeyebilir. Ancak&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>nin evlat edinilecek küçüğün yararına olması koşulu içinde ebeveyn-çocuk ilişkisinin de kurulması amaçlanmıştır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Evlat Edinmek İsteyen Kişinin&nbsp;Avukata Başvurması Gerekir mi?</h2>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Evlat edinme</strong>&nbsp;davası için bir çok şart ve usuli işlem düzenlenmiştir. Usuli işlemlerin hatalı veya hiç yapılmadığı, şartların tamamlanmadığı veya &nbsp;şartlar tamamlanmış olsa dahi hakimin evlat edinilecek küçüğün yararına aykırı bulunduğu durumlarda hakim&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>ye karar vermemektedir. İstemediğiniz sonuçla karşılaşmak istemiyorsanız mutlaka bu hususlarda avukata ve avukatla takip etmeniz gerekmektedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Evlat Edinmenin Türleri Nelerdir?</h2>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Evlat edinme</strong>&nbsp;evlat edinen kişiye göre; tek başına&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>, birlikte&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>, üvey&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>&nbsp;olarak üçe ayrılırken, evlat edinilen kişiye göre ise küçüklerin evlat edinilmesi, erginlerin ve kısıtlıların evlat edinilmesi olarak ikiye ayrılmaktadır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Tek Başına Evlat Edinme Münkün Müdür?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Türk hukuk sistemi evli olmayan kişilerin tek başına&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>&nbsp;yoluyla&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>sine olanak sağlamaktadır.(TMK 307) Yapılan araştırmalara göre ülkemizde bekar erkekler tarafından yok sayılacak derece&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>&nbsp;konusunda başvuru varken başvurular daha çok bekar bayanlar tarafından yapılmaktadır. Evli olmayan kişinin&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>sinin temel koşulu evlat edinmek isteyip de evli olmayan kişinin 30 yaşını doldurmuş olmasıdır. Burada dikkat edilmesi gereken husus ise evli olmayan bir kişilerin birlikte evlat edinememesidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Evlat Edinmek İstiyorum,&nbsp;Eşimin Rızası Şart Mı?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Birlikte&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>, evlat edinen küçük bakımından doğal ana babası ile olan ilişkisine benzer bir ilişki kurulmasını sağlamaktadır. Evlat edinen küçük bakımından bu ortamın sağlanması için Kanun kural olarak eşlerin birlikte evlat edinebileceklerini düzenlemiştir(TMK 306). &nbsp;Birlikte&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>&nbsp;eşlerin evlilik birliğinin ve yaralarının korunmasını da sağlamaktadır. Bu nedenle hakim eşlerin birlikte&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>&nbsp;taleplerini daha sık kabul etmektedir. Birlikte&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>nin istinası olarak; &nbsp;Eşlerden &nbsp;birinin&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>sinin olanaksız veya anlamsız olması durumunda, eşlerden sadece birine&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>&nbsp;olanağı tanınmıştır. (TMK 307/2) Yine diğer bir istisna olarak, Eşlerden biri halen evli olduğu eşin çocuğunu üvey evlat edinebilmektedir. (TMK 307/3) Anlaşılacağı üzere kural olarak eşler ancak birlikte evlat edinebilirken TMK 307/2 ve 307/3’ün gerçekleşmesi durumunda diğer eşin rızasını aramamaktadır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Evlat Edinme Şartları Nelerdir?</h2>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Evlat edinme koşulları</strong>&nbsp;bazı genel koşulların yanı sıra, &nbsp;evlat edinilecek çocuğun 18 yaşından küçük olması, evlat edinilecek kişinin ergin veya kısıtlı olması, evlat edinilecek küçüğün yasal aracı kurumlardan(Çocuk Esirgeme Kurumu vb.) alınması, evlat edinilecek küçüğün şahıstan alınması gibi durumlarında, koşullarda ve usuli işlemlerde bazı değişiklikler göstermektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Evlat edinme</strong>de temel amaç küçüğün yararı olup&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>&nbsp;diğer koşullarda gerçekleşmiş olmak kaydıyla ancak Küçüğün yararı bulunuyorsa kabul edilir (TMK 305/2).&nbsp;<strong>Evlat edinme şartları</strong>&nbsp;var olsa da hakim, çocuğun yararına aykırı bulduğu takdirde&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>ye karar vermeyebilir. Ancak&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>nin evlat edinilecek küçüğün yararına olması koşulu içinde ebeveyn-çocuk ilişkisinin de kurulması amaçlanmıştır. Eski Türk Medeni Kanununda evlat edinenin alt soyunun varlığı, küçüklerin evlat edinilmesinde engel oluştururken Yeni Türk Medeni Kanununda böyle bir engel bulunmamaktadır. Yani çocuğu, torununun torunu olması küçüklerin evlat edinilmesine artık engel değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hukuk sistemimiz&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>nin amacına ve ruhuna aykırı&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>leri önlemek amacıyla; bazı temel koşulları düzenlemiş ve&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>de bu koşulların varlığını aramaktadır.(TMK 305) Buna göre öncelikle evlat edinilecek küçük, evlat edinen tarafından bir yıl süreyle bakılmış ve eğitilmiş olmalı,&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>&nbsp;işlemi, küçüğün yararına olmalı,&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>&nbsp;işlemi, diğer çocukların yararlarını zedelememelidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Eşlerin 18 Yaşından Küçüğü&nbsp;Evlat Edinmesi Şartları Nelerdir?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">18 yaşını doldurmamış olan küçüklerin evlat edinilmesi TMK 306 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. TMK 305’de düzenlenen temel şartların yanında bu madde hükümlerine dikkat edilmesi gerekmektedir. Buna göre: Evlilikleri en az 5 yıl sürmüş veya 30 yaşını doldurmuş olan eşler, kendilerinden ez az 18 yaş küçük olan ve taraflarınca bir yıl süreyle bakılmış ve eğitilmiş küçüğü, ana ve babasının rızasıyla, eğer ki küçük, kurumda (Çocuk Esirgeme Kurumu vb.) yaşıyorsa o kurum tarafından atanacak vasinin onayı ile ve ayrıca küçüğün yararı esaslı olarak birlikte evlat edinebilirler.&nbsp;<strong>Evlat edinme</strong>&nbsp;kesinlikle diğer çocukların yararlarını da zedelememelidir. Unutulmamalıdır ki, yasa koyucu anne babasının velayeti altında olan evlat edinilecek küçük ayırt etme gücüne sahipse, ana babanın rızasının yanında &nbsp;küçüğün kendi rızasını da şart koşmuştur. Fakat küçük vesayet altındaysa ayırtetme gücü olsa dahi rızası aranmamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anlaşılacağı üzere eşlerin evliliğinin en az 5 yıl sürmüş olması veya eşlerin 30 yaşını doldurmuş olması, evlat edinilecek küçüğün&nbsp;<strong>evlat edinmek</strong>&nbsp;isteyen eşlerden en az 18 yaş küçük olması ve&nbsp;<strong>evlat edinmek</strong>&nbsp;isteyen eşler tarafından en az 1 yıl eğitilmiş ve bakılmış olması, bu 1 yıllık sürenin olumlu sonuçlanmış olması, küçük anne babasının velayeti altındaysa ana ve babasının rızası,&nbsp;<strong>evlat edinmek</strong>&nbsp;istenen küçük kurumda (Çocuk Esirgeme Kurumu vb.) yaşıyorsa o kurum tarafından atanacak vasinin onayı, yasal temsilcisinin yanında ayırt etme gücüne sahip evlat edinilecek küçüğün kendi rızası ve küçüğün yararı şartları bulunmaktadır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Evlat Edinmek İçin Ana Babadan Rıza Nasıl Alınır?</h2>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Evlat edinme</strong>, küçüğün ana ve babasının rızasını gerektirdiğinden öncelikle ana babasından rıza alınması gerekmektedir. Rızanın, mahkeme önünde alınması gerekmekte olup, küçüğün veya ana ve babasının oturdukları yer mahkemesinde tutağa bağlanmak suretiyle sözlü veya yazılı olarak alınır.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph">Ana babanın vermiş olduğu rıza, evlat edinenlerin adları belirtilmemiş veya evlat edinenler henüz belirlenmemiş olsa dahi geçerli olmaktadır.&nbsp;Türk Medeni Kanunu</p>
</blockquote>



<p class="wp-block-paragraph">Fakat ana baba bu rızayı küçüğün doğumunun üzerinden altı hafta geçmeden önce verememektedir.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph">Evlat edinilmek istenen küçüğün ana babasından birinin kim olduğu veya uzun süreden beri nerede oturduğu bilinmiyorsa veya ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksun bulunuyorsa, ana babadan biri ya da her ikisi küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirmiyorsa bu durumda küçük, gelecekte evlat edinilmek amacıyla bir kuruma yerleştirilir ve ana ve babadan birinin rızası eksik olursa, evlat edinenin veya&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>de aracılık yapan kurumun istemi üzerine ve kural olarak küçüğün yerleştirilmesinden önce, onun oturduğu yer mahkemesince &nbsp;bu rızanın aranıp aranmamasına karar verilir. Diğer hallerde, bu konudaki karar&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>&nbsp;işlemleri sırasında verilir.&nbsp;Türk Medeni Kanunu</p>
</blockquote>



<h2 class="wp-block-heading">Evli Olmayan Kişinin&nbsp;18&nbsp;Yaşından Küçüğü&nbsp;Evlat Edinmesinin Şartları Nelerdir?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Yasa koyucu Evli olmayan kişinin&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>sine de olanak tanımış ve bunu da bazı şartlara bağlamıştır. Buna göre: öncelikle&nbsp;<strong>evlat edinmek</strong>&nbsp;isteyip de evli olmayan kişinin 30 yaşını doldurmuş olması şarttır. Bu bağlamda temel şartlarla beraber TMK’nın 18 yaşını doldurmamış olan küçüklerin evlat edinilmesi hususundaki maddelerini de göz önüne aldığımızda evlat edinilecek küçükten en az 18 yaş büyük olması kaydıyla 30 yaşını doldurmuş olan bir kişi, bir yıl süreyle baktığı ve eğittiği küçüğü, ana ve babasının rızasıyla, eğer ki küçük, kurumda (Çocuk Esirgeme Kurumu vb.) yaşıyorsa o kurum tarafından atanacak vasinin onayı ile küçüğün yararı esaslı olarak evlat edinebilir. Burada dikkat edilmesi gereken başkaca iki husus var ki o da; evlat edinilecek küçük ayırt etme gücüne sahipse, ana babasının rızasının yanında küçüğün kendi rızasının da olması şartı ve evli olmayan iki kişinin küçüğü beraber evlat edinememesidir.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph">Her ne kadar ana babasının velayetinin altında olan &nbsp;ayırt etme gücüne sahip küçüğün rıza alınması zorunlu ise de küçük eğer Vesayet altında ise, ayırt etme gücüne sahip olup olmadığına bakılmaksızın vesayet dairelerinin izniyle evlat edinilebilir.&nbsp;Türk Medeni Kanunu</p>
</blockquote>



<p class="wp-block-paragraph">Tekrarlamak gerekirse; evlat edinilecek küçüğün evlat edinenden 18 yaş küçük olması , evlat edinmek isteyen kişinin 30 yaşını doldurmuş olması, evlat edinilecek küçüğün evlat edinmek isteyen kişi tarafından &nbsp;en az 1 yıl eğitilmiş ve bakılmış olması, bu 1 yıllık sürenin olumlu sonuçlanmış olması, küçük anne babasının velayeti altındaysa &nbsp;ana ve babasının rızası, &nbsp;evlat edinmek istenen küçük kurumda (Çocuk Esirgeme Kurumu vb.) yaşıyorsa o kurum tarafından atanacak vasinin onayı ana babasının velayeti altında olan evlat edinilecek küçük ayırt etme gücüne sahipse, yasal temsilcisinin yanında &nbsp;küçüğün kendi rızası ve küçüğün yararı şartları evli olmayan kişinin evlat edinmesi için zorunludur.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Erginlerin ve Kısıtlıların&nbsp;Evlat Edinilmesi&nbsp;Mümkün Mü?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Erginlik kavramı, Genel hükümlere göre 18 yaşını dolduran kişiyi ifade etmektedir.&nbsp;<strong>Evlat edinme</strong>&nbsp;açısından ise erginlik kavramı, 18 yaşını dolduran yada &nbsp;evlenme yoluyla veya yargısal erginliğine karar verilerek ergin olan kişi olarak tanımlanmaktadır. Kısıtlı kişi ise kanunda sayılan sebeplerle fiil ehliyeti mahkeme kararı ile kısıtlanmış kişidir. Kanun Ergin evlatlık için herhangi bir üst yaş sınırı belirlememiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hukuk sistemimiz ergin ve kısıtlıların evlat edinilmesine de izin vermektedir. Fakat Ergin ve kısıtlıların evlat edinilmesini &nbsp;bazı kanun ve ahlak dışı durumlara yol açabileceği için bu gibi durumları engellemek ve kamu düzenini de sağlamak maksadıyla bir çok şart koşmuş ve bu yolla&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>yi zorlaştırmıştır. (TMK 313)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fakat kanun küçüklerin evlat edinilmesinde, bu yolla çok fazla küçüğün ana baba sevgisinden ve bakımından &nbsp;mahrum kalmayacağı inancıyla prosedür olarak daha temel düzenlemeleri esas almıştır. (TMK 315)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Erginlerin veya kısıtlıların evlat edinilmesinde TMK 313. madde hükmü uygulanmaktadır. Burada hüküm olmayan hallerde TMK 315 Kıyasen ve bünyesine uyduğu ölçüde uygulanır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eski Türk Medeni Kanununda evlat edinenin alt soyunun varlığı, küçüklerin evlat edinilmesinde engel oluştururken Yeni Türk Medeni Kanununda böyle bir engel bulunmamaktadır. Yani çocuğu, torununun torunu olması küçüklerin evlat edinilmesine artık engel değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yasaya göre;</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph">Evlat edinenin altsoyunun açık muvafakatiyle ergin veya kısıtlı kişiler; &nbsp;Engeli sebebiyle sürekli olarak yardıma muhtaç ve evlat edinen tarafından en az beş yıldan beri bakılıp gözetilmekte ise, evlat edinen tarafından, küçükken en az beş yıl süreyle bakılıp gözetilmiş ve eğitilmiş ise, diğer haklı sebepler mevcut ve evlat edinilen, en az beş yıldan beri evlat edinen ile aile halinde birlikte yaşamakta ise evlat edinilebilir. Evli bir kimse bu yolla ancak eşinin rızasıyla evlat edinebilmektedir.&nbsp;Türk Medeni Kanunu</p>
</blockquote>



<ul class="wp-block-list">
<li>Evlat edinilecek kişinin ayırt etme gücüne sahip olması şart değildir. Anne baba velayeti altında olan ayırt etme gücüne sahip olmayan kısıtlı erginlerin evlat edinilmesinde sadece ana babanın rızası aranır. (TMK 308/3,TMK 419/3)</li>



<li>Evlat edinilecek ergin ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı değilse&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>&nbsp;işlemine kendi başına rıza gösterebilir. Ayrıca kendisine yasal danışman atanmış bulunan sınırlı ehliyetli kişide tam ehliyetliler gibi rızasını tek başına verebilir.</li>



<li><strong>Evlat edinme</strong>&nbsp;sırasında kısıtlı ana babasının velayeti altında ise vesayet dairelerinin izninin alınmasına gerek yoktur.</li>



<li>Tam ehliyetsiz olan kişinin evlat edinilebilmesi için yasal temsilcilerinin izni gerekir. Fakat evlat edinme davasında olanağı var ise mahkeme tam ehliyetsiz kişiyi dinler(TMK 316/1)</li>



<li>Unutulmaması gerekir ki vesayet altına alınmış ve ayırt etme gücüne sahip olmayan kısıtlı erginlerin evlat edinilmesinde sadece vesayet dairelerinin izni yeterli olup ayırt etme gücünü sahipse vesayet dairelerinin izni yanında kendisinin de rızası aranmaktadır.</li>



<li>Evlat edinen, baş vurusunu&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>&nbsp;kararı verilinceye kadar geri alabilir. Aynı şekilde ayırt etme gücüne sahip ergin&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>&nbsp;kararı verilinceye kadar vermiş olduğu rızasını geri alabilir.</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">Eşimin Çocuğunu Evlat Edinebilir Miyim?</h2>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph">Yasa koyucu, eşlerden birinin, en az iki yıldan beri evli olmaları veya kendisinin otuz yaşını doldurmuş bulunması koşuluyla diğerinin çocuğunu&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>sine izin vermektedir.&nbsp;Türk Medeni Kanunu</p>
</blockquote>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca bu şartın yanında evlat edinilecek kişi ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı değilse evlat edinilecek kişinin de rızası aranır. Bu şartlar dahilinde eşinizin çocuğunu evlat edinebilirsiniz.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Akrabamı Evlat&nbsp;Edinebilir Miyim?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Kural olarak evlat edinenin evlat edinilecek olan kişiyle hısımlık bağının bulunmaması gerekmektedir. Bunun tek istinası eşlerden birinin halen evli olduğu eşinin çocuğunu evlat edinebilmesidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Ergin Veya Kısıtlıların&nbsp;Evlat Edinilmesi Neden Küçüklerin Evlat Edinmesinden Daha Zordur?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Genel hükümlere göre 18 yaşını dolduran kişi ergindir.&nbsp;<strong>Evlat edinme</strong>&nbsp;açısından erginlik kavramı, 18 yaşını dolduran yada &nbsp;evlenme yoluyla veya yargısal erginliğine karar verilerek ergin olan kişi olarak tanımlanmaktadır. Ergin olmayan kişi ise küçük olarak tanımlanmaktadır. Kısıtlı kişi ise kanunda sayılan sebeplerle fiil ehliyeti mahkeme kararı ile kısıtlanmış kişidir. Ergin evlatlık için herhangi bir üst yaş sınırı aranmamıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hukuk sistemimiz küçüklerin&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>sini ergin ve kısıtlıların evlat edinilmesine oranla birçok yönden daha çok tercih etmiştir. &nbsp;Ergin ve kısıtlıların evlat edinilmesi bazı kanun ve ahlak dışı durumlara yol açabilmektedir. Kanun bu gibi durumları engellemek için bir çok şart koşmuş ve bu yolla&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>yi zorlaştırmıştır. (TMK 313)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fakat kanun küçüklerin evlat edinilmesinde, bu yolla çok fazla küçüğün ana baba sevgisinden ve bakımından &nbsp;mahrum kalmayacağı inancıyla prosedür olarak daha temel düzenlemeleri esas almıştır. (TMK 315)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Erginlerin veya kısıtlıların evlat edinilmesinde TMK 313. madde hükmü uygulanmaktadır. Burada hüküm olmayan hallerde TMK 315 Kıyasen ve bünyesine uyduğu ölçüde uygulanır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Evlat Edinme Başvurusu&nbsp;Geri Alınabilir Mi?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Evlat edinen, başvurusunu&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>&nbsp;kararı verilinceye kadar geri alabilir. Aynı şekilde ayırt etme gücüne sahip küçük de&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>&nbsp;kararı verilinceye kadar vermiş olduğu rızasını geri alabilmektedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Evlat Edinme Rızası&nbsp;Geri Alınabilir Mi?</h2>



<p class="wp-block-paragraph"><q>TMK 309’a göre rıza, küçüğün veya ana ve babasının oturdukları yer mahkemesinde sözlü veya yazılı olarak açıklanarak tutanağa geçirilmek suretiyle alınır.</q></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu suretle verilen rıza, tutanağa geçirilme tarihinden başlayarak altı hafta içinde aynı usulle geri alınabilmektedir. (TMK 310)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Lakin yasa gereği geri almadan sonra yeniden verilen rıza kesin olduğu için ikinci rıza geri alınamamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca belirtmek gerekir ki, rızanın mahkeme önünde alınması gerektiğinden mahkeme dışında verilen rızaların herhangi bir hukuki işlevi bulunmamaktadır ve her zaman vazgeçilebilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Daha Önce Evlat Edinilmiş Evlatlık&nbsp;Bir Başkası Tarafından&nbsp;Evlat Edinilebilir Mi?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Daha önce bir kimse tarafından evlat edinilmiş evlatlık, evlat edinenin eşinin de onu&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>si dışında, bu kişi bir başkası tarafından evlat edinilemez. Bu durumun tek bir istisnası evli eşlerin birlikte&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>sidir. TMK 306/1‘e göre bir kişi ancak evli eşler tarafından birlikte evlat edinilebilir. Yani evli bir kimsenin evlat edindiği kişinin diğer evli eş tarafından daha sonradan evlat edinilmesi de olanaklıdır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Evlat Edinmede Türk Vatandaşı&nbsp;Olma Zorunluluğu Var Mı?</h2>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Evlat edinme</strong>de evlat edinilecek küçüğün Türk vatandaşı olma zorunluluğu bulunmamaktadır. Lakin uygulamada yabancı bir kişinin Türk vatandaşı küçüğü&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>si daha zordur. Bununla ilgili uluslararası hukuk ve normlar da devreye girmektedir. Bu nedenle&nbsp;<strong>evlat edinmek</strong>&nbsp;isteyen yabancı kişiler, &nbsp;bu konuda uzman avukata başvurması işlemlerin hızlanmasını ve zorlu sürecinin yükünün hafifletilmesini sağlayacaktır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Evlat Edinmenin Sonuçları Nelerdir?</h2>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph">TMK 314’e göre&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>&nbsp;kararı ile birlikte Ana ve babaya ait olan haklar ve yükümlülükler artık evlat edinene geçer ve evlatlık, evlat edinenin mirasçısı olur. Evlat edinilen küçük ise evlat edinenin soyadını alır. Evlat edinen isterse çocuğa yeni bir ad verebilir.Ergin olan evlatlık, evlat edinilme sırasında dilerse evlat edinenin soyadını alabilir.&nbsp;Türk Medeni Kanunu</p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph">Evlatlığın, miras ve başka haklarının zedelenmemesi, aile bağlarının devam etmesi için evlatlığın naklen geldiği aile kütüğü ile evlat edinenin aile kütüğü arasında her türlü bağ kurulur.&nbsp;Türk Medeni Kanunu</p>
</blockquote>



<h2 class="wp-block-heading">Evlat Edinilme Davasında&nbsp;Yapılan Araştırmalar Nelerdir?</h2>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph">Hukuk sistemimizde;&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>de esaslı sayılan her türlü durum ve koşulların kapsamlı biçimde araştırılır, evlat edinen ile edinilenin dinlenir, gerektiğinde uzmanların görüşü alınır. Araştırmada özellikle evlat edinen ile edinilenin kişiliği ve sağlığı, karşılıklı ilişkileri, ekonomik durumları, evlat edinenin eğitme yeteneği,&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>ye yönelten sebepler ve aile ilişkileri ile bakım ilişkilerindeki gelişmeler dikkate alınır. Ayrıca çoğu zaman Evlat edinenin altsoyu varsa, onların&nbsp;<strong>evlat edinme</strong>&nbsp;ile ilgili tavır ve düşünceleri de değerlendirilir.&nbsp;Türk Medeni Kanunu</p>
</blockquote>



<h2 class="wp-block-heading">Evlatlık İlişkisi Kaldırılabilir Mi?</h2>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph">Kişi evlatlık ilişkisinin kaldırılmasını isteyebilir. Eğer söz konusu noksanlıklar ortadan kalkmış veya sadece usule ilişkin olup da ilişkinin kaldırılması evlatlığın menfaatini ağır biçimde zedeleyecekse evlatlık ilişkisinin kaldırılması yoluna gidilemez.&nbsp;Türk Medeni Kanunu</p>
</blockquote>
<p><a href="https://www.sezginhukuk.org/evlat-edinme/">Evlat Edinme</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sezginhukuk.org">Sezgin Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boşanma Avukatı</title>
		<link>https://www.sezginhukuk.org/bosanma-avukati/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bigbang]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2021 10:33:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Başlıklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sezginhukuk.bigbang-digital.com/?p=946</guid>

					<description><![CDATA[<p>Evlilik ve evliliği sona erdiren haller Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenmiş olup boşanma, evliliği sona erdiren durumlardan biridir. Boşanma hükümleri Türk Medeni Kanunu’nun 161-184 maddelerinde düzenlenmiştir. Yasaya göre boşanma sadece dava...</p>
<p><a href="https://www.sezginhukuk.org/bosanma-avukati/">Boşanma Avukatı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sezginhukuk.org">Sezgin Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Evlilik ve evliliği sona erdiren haller Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenmiş olup boşanma, evliliği sona erdiren durumlardan biridir. Boşanma hükümleri Türk Medeni Kanunu’nun 161-184 maddelerinde düzenlenmiştir. Yasaya göre boşanma sadece dava ile yani, hakimin kararı ile mümkündür.Mahkemenin nihai kararı aleyhine olan taraf bu karara karşı istinaf hakkı bulunmaktadır. Kanun yolu süresi mahkemenin gerekçeli kararının tebliğinden itibaren başlar, Boşanma davasında mahkeme Anayasanın 141/3. maddesi ve HMK’nın 297.maddesinin /3. bendine göre kararlarında iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması, ret ve üstün tutulma nedenleri, sabit görülen vakalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebebin açıkça göstermek zorundadır. Boşanma davasında mahkeme kısa kararından sonra kararını Yargıtay denetimine elverişli olarak gerekçeli olarak açıklanmadığı takdirde bu durum bir bozma nedeni olacaktır. Boşanma kararına karşı kanun yoluna başvurulduğunda bu hususlara dikkat edilmesi gerekmektedir. Aşağıdaki yazımızda detaylı olarak boşanma davasında dikkat edilmesi gereken hususları da açıkladık. Görüleceği üzere boşanma davasında taraflara çok büyük yükümlülükler yüklenmiştir. Taraflar, Mahkemeler önünde tüm bu yükümlülükleri ve yasal mevzuatı bilmek zorundadırlar. Kimse ben bu maddeyi, kuralı bilmiyordum deme hakkına sahip değildir. Mahkemeler önünde bu kural çerçevesinde herkes eşittir. Boşanma avukatı ise bu hususta tecrübe sahibi olan, tarafların omuzlarındaki yükü hafifleten, süreci doğru yönetmek, delil ve iddiaları doğru bir şekilde iletmek, haklarınıza kavuşabilmek, mağdur olamamak ve doğru zamanda doğru işlemi yapmak için yardımcı olabilecek kişilerdir.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="Boşanma_Sebebleri_Nelerdir?">Boşanma Sebebleri Nelerdir?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Türk Medeni Kanunu’nun boşanma nedenleri tek tek belirtilmiş olup Mahkemece, Türk Medeni Kanunu’nda sayılan nedenler dışında herhangi bir nedenle boşanmaya karar verilmez.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yasada boşanma sebepleri olarak;</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Zina(TMK 161)</li>



<li>Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış(TMK 162)</li>



<li>Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme(TMK 163)</li>



<li>Terk(TMK164)</li>



<li>Akıl hastalığı(TMK165)</li>



<li>Evlilik birliğinin temelinden sarsılması(TMK 166)</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">sayılmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zina, Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, Terk ve Akıl hastalığı özel boşanma sebeplerindendir. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma, kusurlu hareketiyle evlilik birliğinin sarsılmasına sebebiyet veren eşin davası, anlaşmalı boşanma ve fiili ayrılık nedeniyle boşanma davası ise genel boşanma sebeplerindendir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Boşanma davasını açacak eş, yasada gösterilen boşanma nedenlerinden en az birine dayanmalıdır. Hakim, taraflarca mahkemeye bildirilen vakalarla ve talep sonuçlarıyla bağlıdır (HMK m. 26/1). Boşanma davasını açan eş davasını ikame ederken hangi boşanma sebebine dayandığını anlaşılır açık net bir şekilde belirtmesi gerekmektedir. Aksi durumda kişi iddiayı ve savunmayı genişletme yasağı ile karşılaşacaktır. Hakim sadece boşanma nedeni olarak belirtilen vakıaların net bir şekilde izahı olduğu ve bununla birlikte, davacının vakıaların mahiyeti hakkında yapmış olduğu nitelemede hata yapması durumunda bu niteleme ile bağlı olmayacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Boşanma davasında gösterilen boşanma nedenlerinin ispatı ve şartlar oluştuğu takdirde hakim boşanmaya karar verir. Hakim boşanma davasında boşanma sebebi olarak gösterilen olayların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe boşanma kararı veremez.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mahkeme tahkikatının tamamlandığına karar verdiği zaman sözlü yargılamaya geçmekte ve Boşanma davasında gösterilen boşanma nedenlerinin ispatı ve şartlar oluştuğu takdirde hakim artık boşanmaya karar vermektedir. Fakat Hakim boşanma davasında boşanma sebebi olarak gösterilen olayların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe boşanma kararı veremez.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="Boşanma_İçin_Nereye_Başvurulur?">Boşanma İçin Nereye Başvurulur?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Türk Medeni Kanunu’na göre boşanma davası eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yerdeki Aile Mahkemelerinde açılır. Tespit edilen yetkili yerde Aile Mahkemesinin olmadığı durumlarda ise Aile Mahkemesi sıfatı ile davaya bakmakla görevli olan Asliye Hukuk Mahkemelerinde dava açılmalıdır.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="Boşanma_Davası_Nasıl_Açılır">Boşanma Davası Nasıl Açılır?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Boşanmak isteyen eş, boşanma davasını Türk Medeni Kanunu’nda sayılan boşanma sebeplerinden en az birine dayalı olarak hazırlayacağı boşanma davası dilekçesi &nbsp;ile kendisinin veya eşinin yerleşim yeri veyahut davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yerdeki Aile Mahkemelerinde açmalıdır. &nbsp;Boşanma davası açmak için hazırlanan dilekçe gerekli olan evraklarla birlikte mahkemenin tevzi bürosuna verilmelidir ve tevzi bürosunun hesapladığı harç ve masraflar davayı açan kişi tarafından ödenmelidir. Boşanma davası bu suretle açılır.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="1">Boşanma Avukatına Başvurmalı Mıyım?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Boşanma davası ister davacı isterse davalı olsun taraflara birçok sorumluluk yüklemektedir. Boşanma davasında davanın vasıf ve mahiyeti gereği tarafların bazı delillere başvurması ve Kanunda belirlenen sürelere uyması gerekmektedir. Aksi halde hem davacı hem de davalı eş için bu durum davayı kaybetme sebebi olacak ve üstelik davayı kaybeden taraf aleyhine bir takım tazminat, dava masrafı, harç ve vekalet ücreti hükmedilecektir. Boşanma davası açmak isteyen kişi ve hakkında boşanma davası açılan kişi bu nedenle öncelikle uzman boşanma avukatına başvurmalı ve hukuki yardım almalıdır.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="Boşanma_Nasıl_Olur?">Boşanma Nasıl Olur?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Türk Medeni Kanunu’na göre boşanma sadece hakim kararı ile mümkündür. Aile mahkemesinin vereceği karar kararın kesinleşmesi ile mahkemece nüfus müdürlüğüne gönderilir ve nüfus kayıtları düzeltilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="Boşanma_Davası_Açmak_İstiyorum_Ne_Yapmalıyım">Boşanma Davası Açmak İstiyorum, Ne Yapmalıyım?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Boşanma davası, bizzat boşanmak isteyen kişi tarafından açılabileceği gibi boşanma avukatına verilecek özel boşanma vekaleti ile de boşanma davası açtırmak mümkündür. Lakin anlaşmalı boşanma davalarında avukatla dosya yürütülüyor olsa bile tarafların duruşmaya katılma zorunluluğu bulunmakla beraber, çekişmeli boşanma davalarında tarafların duruşmaya katılmaksızın boşanma avukatı ile davasını ve duruşmalarını takip ettirilebilir. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="Boşanma_Davası_Nerede_Açılır?">Boşanma Davası Nerede Açılır?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Boşanmak isteyen eş, boşanma davasını kendisinin veya eşinin yerleşim yeri veyahut davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yerdeki Aile Mahkemelerinde boşanma avukatı ile açmalıdır. Bu yerde Aile mahkemesinin olmaması durumunda o yerdeki Aile mahkemesi sıfatıyla bakmakla görevli Asliye Hukuk Mahkemelerinde açılmalıdır.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="Boşanma_Davaları_Ne_Kadar_Sürer?">Boşanma Davaları Ne Kadar Sürer?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Boşanma davası, Aile Mahkemesi Tevzi Bürosuna boşanma dilekçesi ve evraklarının verilmesi, vezneden harç ve yargılama giderlerinin ödenmesi suretiyle açılır. Mahkemeye dosyanızın tevzi edilmesinin ardından mahkemece dilekçe ve dava şartları kontrol edildikten sonra tensip zaptı hazırlanır. Boşanma davası yazılı yargılama usulüne tabi olup hazırlanan tensip zaptının bir sureti davacıya bir sureti ise boşanma davası dilekçesi ile birlikte davalıya tebliğ edilir. Tensip zaptında bir çok ihtar yer almakta olup davalı cevap ve delillerini 2 haftalık cevap süresi içinde bildirmelidir. Mahkemeye verilen cevap dilekçesi bu defa davacıya tebliğ ettirilir ve davacı 2 haftalık süre içinde cevaba cevap dilekçesi sunar, davacının bu dilekçesini mahkeme davalıya tebliğ eder ve davalı tarafından 2 haftalık süre içinde 2. Cevap dilekçesi sunulur. Bu aşamaya dilekçeler teatisi denir. Dilekçeler teatisi bittiğinde veya bu sürenin sonuna denk gelecek şekilde Mahkeme belirleyeceği ilk duruşmada öninceleme duruşması yapar ve bu duruşmada deliller, uyuşmazlık konusu, sulh olup olmama gibi konular tartışılır. Bu aşamadan sonra artık davanın esasına geçilir. Boşanma davasında uyulması gereken bir çok yasal süre ve yasal yükümlülük bulunmaktadır. Uzman boşanma avukatı ile davanın takip edilmesi sürelere uyma davayı hızlı bir şekilde tamamlama şansı yaratacaktır. Aksi halde eksik evrak veya sürenin kaçması sonucu davayı kaybetmenin yanında sonuçlanıncaya kadar ise tahammül sınırlarını aşabilecek süreç yaşamınıza neden olacaktır.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="Boşanma_Şartları_Nelerdir?">Boşanma Şartları Nelerdir?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Boşanma davaları; anlaşmalı boşanma davaları ve çekişmeli boşanma davaları olarak iki ayrılmaktadır. Boşanma şartları da dava çeşidine göre değişmektedir. Çekişmeli boşanma davalarında boşanma kararı alınabilmesi için, usulüne uygun olarak açılan boşanma davası olması, Yasada gösterilen boşanma nedenlerinden en az birine dayanılmalı, boşanma sebebi anlaşılır açık net bir şekilde belirtilmeli, boşanma nedenlerinin ispat edilmesi ve boşanma sürecinin usulüne uygun takip edilmesi koşulu bulunmaktadır. Önemle belirtmek gerekir ki; Hakim boşanma davasında boşanma sebebi olarak gösterilen olayların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe boşanma kararı vermemektedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="Boşanma_İçin_Gerekli_Evraklar_Nelerdir?">Boşanma Davası İçin Gerekli Evraklar Nelerdir?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer konu başlıklarında da açıkladığımız üzere boşanma davası açmak için öncelikle boşanma sebeplerinizi içeren dilekçe hazırlamanız ve bu dilekçeye nüfus cüzdanı fotokopisi ile delil listenizi sunmanız gerekmektedir. Türk Vatandaşı olmayıp Türkiye’de evlenen kişilerin açacağı boşanma davasında mahkeme tarafların evli olduklarını tespit edebilmesi için boşanma davası açacak eşin dilekçesinin yanında evli olduklarının belgeleyen belgenin (aile cüzdanını) de mahkemeye sunulması gerekmektedir. Yabancı uyruklu kişinin boşanma davası açarken aile cüzdanını mahkemeye sunulmadığı durumlarda ise mahkeme davacı eşe iki haftalık kesin süre verir, davacı ise iki haftalık kesin süre içinde evrakı tamamlaması gerekmektedir. Aksi halde mahkeme davanın açılmamış sayılmasına karar verecektir. Ayrıca HMK ya göre hem davacı eşin &nbsp;hem de davalı eşin dava ve cevap dilekçelerinde başvurmuş oldukları delilleri somutlaştırması gerekmektedir. Tarafların somutlaştırma yükünün yerine getirilmemesi davaların senelerce uzamasına neden olmaktadır. Davanın Aile Hukuku ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu kuralları çerçevesinde usulüne uygun takip edilmesi davanızın doğru ve hızlı bir şekilde sonuçlandırılmasını sağlayacaktır.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="Boşanma_İşlemleri_Nelerdir_Nasıl_Yürütülür?">Boşanma İşlemleri Nelerdir, Nasıl Yürütülür?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Boşanmak isteyen eş boşanmadan kaynaklı hak ve yükümlülüklerini öğrenmek için öncelikle boşanma avukatına başvurması gerekmektedir. Boşanma sebeplerinizi yazdığınız dilekçe ile açmış olduğunuz davada delil bildirimi, sürelere uyma, davalının cevabına cevap, delillere yönelik mahkemeyi aydınlatma ve HMK ve MK dan kaynaklı bir çok yükümlülük de beraberinde gelmektedir. Yani dilekçe hazırlamakla iş bitmemektedir. Değişen kanunlar ve Yargıtay kararlarını vatandaşın takip etmesi ve uygulaması zordur lakin imkansız değildir. Bu hususta öncelikle güncel kuralları içeren Tük Medeni Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Borçlar Kanununu çerçevesinde ilerlemek ve uyuşmazlık ile ilgili Yargıtay kararlarını da araştırıp takip etmek gerekmektedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="Anlaşmalı_Boşanma_Davası_Nasıl_Açılır?">Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Anlaşmalı boşanma davalarında kesin&nbsp;yetki&nbsp;kuralı&nbsp;geçerli olmayıp taraflar mutabık kaldıkları herhangi bir Aile Mahkemesinde anlaşmalı boşanma davası açabilmektedirler. Anlaşmalı boşanma davasında tarafların boşanmanın bütün sonuçlarından mutabık kalmaları gerektiği için dava açılırken anlaşmalı boşanma dilekçesine boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda hazırlanan ve her iki tarafça da imzalanan protokol eklenmelidir. Bu protokolde özellikle tazminat, çocukların velayeti, iştirak nafakası, yoksulluk nafakası ve mal rejimleri hususu unutulmamalıdır. Bu hususlarda taraflar anlaşamaz iseler anlaşmalı boşanma mümkün değildir.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="Anlaşmalı_Boşanma_İçin_Nereye_Başvurulur?">Anlaşmalı Boşanma İçin Nereye Başvurulur?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Türk Medeni Kanunu’na göre boşanma davası eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yerdeki Aile Mahkemelerinde açılır. Fakat anlaşmalı boşanma davalarında kesin yetki kuralı geçerli değildir. Bu nedenle Taraflar mutabık kaldıkları herhangi bir Aile Mahkemesinde anlaşmalı boşanma davası açabilirler.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="Anlaşmalı_Boşanma_Davası_Açacağım_Boşanma_Avukatına_Başvurmalı_Mıyım">Anlaşmalı Boşanma Davası Açacağım, Boşanma Avukatına Başvurmalı Mıyım?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Anlaşmalı boşanma davası, tarafların boşanmanın bütün sonuçlarında mutabık kalmaları esası üzerine kuruludur. Boşanma avukatına başvurmak öncelikle bu hususlarda tarafların uzlaşmasının sağlanmasında önemlidir. Tarafların uzlaşmanın ardından, davayı açacak eş, boşanmanın bütün sonuçlarında mutabık kaldıklarına dair açıklayacı protokol hazırlamalı, taraflarca imzalanmalı ve boşanma dilekçelerine eklemelidir. Bu protokolde özellikle tazminat, çocukların velayeti, iştirak nafakası, yoksulluk nafakası ve mal rejimleri hususuna dikkat edilmelidir. Taraflar boşanma avukatına başvurması işte bu yüzden önemlidir. Tarafların imza attıkları protokol ve duruşma sırasında kabul beyanları artık boşanmayı ve beraberinde boşanmanın bütün sonuçlarını tesis edecektir. Bu nedenle maddi ve manevi anlamda hakların korunması için avukatından hukuki yardım alınması önemli olabilecektir.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="Anlaşmalı_Boşanma_Şartları_Nelerdir?">Anlaşmalı Boşanma Şartları Nelerdir?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Türk Medeni Kanunu’nun 166. Maddesi gereğince; Evlilik birliğinin sarsılması durumunda, Evlilik en az bir yıl sürmüş olması temel şartıyla ve eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi usulü ile anlaşmalı boşanma davası açılabilir. Hakim anlaşmalı boşanma davasında tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklanıp açıklanmadığını tespit eder. Ayrıca hakimin anlaşmalı boşanmaya karar verebilmesi için boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hakim, gerekli görürse tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada değişiklikler yapabilir. Anlaşmalı boşanma kararı verilebilmesi için söz konusu değişikliklerin taraflarca da kabulü gerekmektedir. Bu halde tarafların ikrarlarının hakimi bağlamayacağı hükmü uygulanmamaktadır.&nbsp;Türk Medeni Kanunu</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="Anlaşmalı_Boşanma_İşlemleri_Nelerdir_Nasıl_Yürütülür?">Anlaşmalı Boşanma İşlemleri Nelerdir, Nasıl Yürütülür?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Türk Medeni Kanunu’nun 166. Maddesi gereğince; Evlilik birliğinin sarsılması durumunda, Evlilik en az bir yıl sürmüş olması temel şartıyla ve eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi usulü ile anlaşmalı boşanma davası açılabilir. Hakim anlaşmalı boşanma davasında tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklanıp açıklanmadığını tespit eder. Ayrıca hakimin anlaşmalı boşanmaya karar verebilmesi için boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hakim, gerekli görürse tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada değişiklikler yapabilir. Anlaşmalı boşanma kararı verilebilmesi için söz konusu değişikliklerin taraflarca da kabulü gerekmektedir. Bu halde tarafların ikrarlarının hakimi bağlamayacağı hükmü uygulanmamaktadır.&nbsp;Türk Medeni Kanunu</p>



<p class="wp-block-paragraph">Unutulmamalıdır ki; Türk Medeni Kanunu anlaşmalı boşanma davalarında boşanma iradesini taraflara sıkı sıkıya bağladığı için boşanma iradesi duruşmada avukatlıklar aracılığıyla açıklanamaz, taraflar avukatları ile temsil ediliyor olsa bile duruşmada bizzat kendileri boşanma iradesini açıklarlar.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="Anlaşmalı_Boşanma_Ne_Kadar_Sürer_Tek_Celsede_Boşanmak_Mümkün_Mü?">Anlaşmalı Boşanma Ne Kadar Sürer, Tek Celsede Boşanma Münkün mü?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Tek celsede boşanma gerçekleşmesi için tarafların anlaşmalı boşanma davası açması gerekmektedir. Anlaşmalı boşanma davasının gerekli prosedürlerine uyulduğu takdirde hakim tek celse de boşanma kararı verecektir. Çekişmeli boşanma davalarında ise hakim öninceleme duruşması olan ilk duruşmada tanıkları dinlemeyi kabul ederse ve başkaca araştıralacak bir husus veya eksiklik kalmadığı takdirde hakimin evlilik birliğinin sarsıldığına kanaat getirmesi şartı ile boşanmaya karar verecektir. Bu şekilde tek celsede boşanma kararı alınabilmesi mümkündür. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="Çekişmeli_Boşanma_Davası_Nedir?">Çekişmeli Boşanma Davası Nedir?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Çekişmeli boşanma davaları, genel boşanma davalarının bir çeşidi olarak kabul edilir. Eşlerin boşanma için birbirleriyle anlaşamaması ya da taraflardan birinin dahi boşanmak istememesi durumunda görülen boşanma davalarına çekişmeli boşanma davaları denir.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="Çekişmeli_Boşanma_Davası_Nasıl_Açılır?">Çekişmeli Boşanma Davası Nasıl Açılır?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Çekişmeli boşanma davalarının açılma sürecinde eksiksiz ve hatasız boşanma dilekçesinin yazılması büyük önem taşır. Bu konuyu önceki yazımızda ayrıntılı olarak açıkladık. Özellikle belirtmek gerekir ki; Çekişmeli boşanma davalarının açılma sürecinde eksiksiz ve hatasız boşanma dilekçesinin yazılması büyük önem taşır. Delillerin de eksiksiz belirtilmesi ve eklenmesi gerektiği boşanma davasında delilleri bildirmek ve sunmak için düzenlenmiş olan kesin süreler bulunmaktadır. Ayrıca HMK madde 194 gereği, dayanılan vakıaların ispata elverişli şekilde somutlaştırması, dayanılan delillerin ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğinin açıkça belirtilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Söz konusu somutlaştırma yükü bulunan boşanma davalarında gerek vatandaş gerekse boşanma avukatları ayrıca davayı en ince ayrıntısına kadar incelemeli, dosyayı ve duruşmaları sıkı takip etmelidir.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="Çekişmeli_Boşanma_Kaç_Celsede_Biter?">Çekişmeli Boşanma Kaç Celsede Biter?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Usul ekonomisi, yargılamanın belirlenen süre içinde ve düzenli yürütülmesini, gereksiz harcamaların önüne geçilmesini sağlar. Çekişmeli boşanma davalarının uzamasının sebebi de tarafların usul ekonomisine aykırı davranmasından kaynaklanmaktadır. Hakim bazı hususlarda taraflara işlemleri yerine getirilmesi için kesin süre ile sınırlar, bu durumda taraflar kendilerine verilen kesin sürede söz konusu iş ve işlemleri tamamlamak zorundadır aksi halde bazı haklarından yoksun kalacak, bazı delillerden vazgeçmiş sayılacak ve bazen de doğrudan davanın aleyhine sonuçlanmasına neden olacaktır. Hakim bir iş veya işlemin yapılması, tamamlanması hususunda tarafları kesin süre ile kısıtlamadığı durumlarda ise taraflar bazen kötü niyetli olarak bazen de umursamaz tavırları ile bahse konu işlemi aylarca yerine getirmemekte ve bu nedenle tek taraflı boşanma davası aylarca, bazen de senelerce uzamaktadır. Bu nedenle tarafların davanın tüm aşamalarında işlemlerini mümkün olduğu kadar kısa sürede tamamlaması ve mahkemeye de bu konuda yardımcı olması davanın kısa sürede belki de sadece 2 celsede tamamlanmasını sağlayacaktır. Bölge Adliye Mahkemelerinin kurulması ile birlikte artık boşanma kararları istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilmekte ve bu nedenle Bölge Adliye Mahkemelerine gönderilmektedir. Bölge Adliye Mahkemeleri ilk kurulduğunda neredeyse bir hafta içinde kararını yazıp dosyayı ilk derece mahkemesine göndermekteydi. Lakin yıllar içinde dosyaların yığılması nedeniyle artık çok daha uzun sürelerle sonuçlandırmaktadır. Bilinmesi gerekir ki HMK’nın 362. Maddesi gereği boşanma davalarında İstinaf Mahkemeleri tarafından verilen kararlar da temyize açıktır. Fakat boşanma davasında boşanmanın fer-i niteliğinde olan maddi ve manevi tazminat kararları ile iştirak ve yoksulluk nafakası gibi kararlara karşı da temyiz yolunun açık olması için her bir kararının ayrı ayrı kanuni temyiz sınırı üzerinde olması gerekir. Temyiz sınırı ise her yıl değişmektedir. Bu düzenleme usul ekonomisi ile doğrudan ilgilidir. İstinaf ve Temyiz haklarının kullanımından önce mutlaka ilgili düzenlemeler incelenmelidir. Ayrıca itiraz yoluna başvurmadan önce kararda yazan meblağın itiraz sürecince uğrayacağı değer kaybı da göz önüne alınması gerekmektedir. Bu hususta boşanma avukatları vatandaşları her ihtimali değerlendirmekte ve yol göstermektedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="Boşanma_Kadın_Hakları">Boşanmada Kadın Hakları</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Boşanma davalarında her ne kadar kadın ve erkek eşit olarak yargılansa da mahkemece kadınların hayat şartları ve genel olarak yaşamış oldukları mağduriyetler göz önüne alınarak ‘kararda adaletsizliğe yer vermeyecek şekilde’ yargılama aşamasında bazı tedbir niteliğinde kararlara yer verilip kadınların ve müşterek çocukların yargılama aşamasında mağdur olmalarının önüne geçilmeye çalışılmaktadır. Mahkemelerin yoğunluğu ve tarafların tecrübesizliği bazen tedbir niteliğindeki bu kararların alınmasını veya hızlı bir şekilde alınmasını güçleştirirken profesyonel boşanma avukatları süreci ve dosyasını doğru takip edip alınması gereken bu haklı kararları ise hızlı bir şekilde alınmasını sağlamaktadır. Bakıldığında kadınların en sık mağdur olduğu konu eşleri tarafından uygulanan hakaret, tehdit, aşağılama, psikolojik şiddet, fiziki şiddet, ekonomik şiddet ve geçim sıkıntısıdır. Bu nedenle mahkemece tedbiren ve talep doğrultusunda nafaka kararı, eş hakkında 6284 Sayılı Yasa kapsamında gerekli koruyucu ve önleyici kararlar verilmekte ve uzaklaştırma kararı tatbik edilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kadınların bu haklarının yanı sıra çok önemli bir hakları daha vardır ki o da müşterek küçük çocuğun anne bakım, sevgi ve şefkatine muhtaç olmasından dolayı anneye verilmesi konusudur. Elbette ki, baba tarafından müşterek küçük çocuğun annede kalmasını engelleyecek düzeyde kusur-ihmalkarlık itirazı ve iddiası halinde mahkemece koşullar değerlendirilir ve ispatı halinde müşterek çocuğun babaya verilmesine karar verilebilir. Yargılama esnasında yine mahkemece göz önüne alınacak diğer husus müşterek çocuğun yaşı, ihtiyaçları ve tarafların koşulları olacaktır. Bazen 4 yaşındaki çocuğun velayeti babaya verilebileceği gibi 15 yaşındaki çocuğun velayeti anneye de verebilir. Bu nedenle, müşterek çocukların menfaatlerinin en doğru şekilde gözetilebilmesi için profesyonel bir boşanma avukatından yardım almak gerekir. Eklemek gerekir ki, boşanma sürecinde, yargılama devam ederken alınan tedbir kararlarının, nafaka kararlarının ve geçici velayet kararları gibi kararların devamlılığı ve/veya aleyhe bir kararın esas kararla birlikte devam etmemesi için mutlaka dosya etkin bir şekilde takip edilmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kadınların, mahkemece yargılama sonunda ulaşabileceği diğer bir hak, maddi ve manevi tazminattır. Diğer yazılarımızla maddi ve manevi tazminata hükmedilebilmesi için eşlerin kusur durumunu sizlere ayrıntılı olarak açıklamıştık. Özetle belirtmek gerekir ki, maddi ve/veya manevi tazminat talebinde bulunan eş lehine maddi ve/veya manevi tazminat hükmedilebilmesi için diğer eşin tam kusurlu veya ağır kusurlu olması gerekmektedir. Yani talep eden eş, boşanmak istediği eşten daha fazla kusurlu ise veya o eşle eşit kusurlu ise artık mahkemece maddi-manevi tazminata hükmedilemeyecektir. Bu nedenle mağduriyetin ve kusurun mahkeme önünde gereği gibi ifade edilmesi ve kanıtlanması gerekmektedir. Bu süreçte dikkat edilmesi gereken bir çok prosedür bulunmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Herkesçe bilindiği üzere, ziynet eşyaları kadına aittir. Her ne kadar çoğu erkek bu kuralı kabul etmese de kuralların uygulaması karşı tarafın onayına bağlı değildir. Bu nedenle erkek tarafından ‘Altınlar-takılar benim hakkım, sana bir şey düşmez, benim ailem taktı, bir sürü masraf yaptık, ona harcadım’ gibi sözleri kadını yanıltmamalıdır. Sadece ‘Altınım-takım vardı, kocam aldı vermedi’ gibi sözcükler de kadını bu altınlara kavuşturmamaktadır, bunun yanında kadın nişanda, sözde, kınada ve düğünde takılan tüm altın, pırlanta, para gibi tüm ziynetlere kavuşmak için öncelikle ispat yükünü yerine getirmelidir. Bu süreçte dikkat edilmesi gereken bir çok prosedür olup tüm bunlar için yine uzman boşanma avukatına başvurmak en doğru karar olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Evlilik birliği içinde edinilmiş mallar ise boşanma sürecinde tarafların belki de en çok endişe duyduğu konudur ve çoğu evlilikte koca üzerine kaydedilmiştir. ‘Eşimden boşanmak istiyorum, evlilik birliği içinde ev-araba gibi mal aldık’ diyorsanız anlaşmalı boşanma yoluyla da almak mümkün değilse mutlaka boşanma davası yanında mal rejiminin tasfiyesi davası dediğimiz katkı-katılım payı alacağınıza dair mal paylaşımı davası açmalı ve şartlar dahilinde ilgili mal varlığına tedbir konulması sağlamalısınız. Çünkü, eşiniz bu süreçte malları kaçırabilir ve sizi bu haklarınızdan mahrum etmek isteyebilir. Türk Medeni Kanunu, 2002 yılında değişmiş olup kural olarak durum şu şekildedir, eğer eşler farklı bir mal rejimi belirlememiş iseler, yasal mal rejimi olarak 2002 yılı öncesi mal ayrılığı ilkesi; 2002 yılı sonrası ise edinilmiş mal rejimi kabul edilmektedir. Yani bir mal 2002 yılı öncesi ve evlilik birliği içinde edinilmiş olması koşulluyla adına kayıtlı olan kişinindir. Diğer eş katkısı olduğunu iddia ediyorsa bunu kanıtladığı takdirde katkısı oranında hak sahibi olacaktır. İspat için; ziynet eşyaları, miras malları ve çalıyorsa maaşı değerlendirme konusu olacaktır. 2002 yılı sonrası için ise bir mal, evlilik birliği içinde edinilmiş olması koşulluyla o mal üzerinde eşler eşit oranda hak sahibidirler. Yine bu malın kişisel mal ile elde edilmiş olduğunun iddiası varsa iddia eden bu iddiasını ispat etmek zorundadır. Karşı tarafın bu malı devretmemesi için ise öncelikle şartları oluştuysa mal üzerinde ya aile konutu şerhi konulmalıdır ya da davanın açılması ile beraber bu mal üzerine hızlıca devri önleyen tedbir kararı koydurulmalıdır. Eklemek gerekir ki eşiniz bu malı kaçırdıysa yani 3. Şahsa devrini sağladıysa bu hususta açılacak dava ile bu malı kurtarmak ve haklarınıza kavuşmak mümkündür. Bu nedenle süreci doğru yönetmek, delil ve iddiaları doğru bir şekilde iletmek, haklarınıza kavuşabilmek, mağdur olamamak ve doğru zamanda doğru işlemi yapmak için mutlaka bu konuda ilgili tüm mevzuata, düzenlemelere, esasa ve usule ilişkin kurallara dikkat etmek gerekmektedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="İddet_Süresi_Nedir?">İddet Süresi Nedir?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Türk Medeni Kanunu’na göre yeni bir evlilik için öncelikle önceki evliliğin sonlamış olması gerekir. Yasa koyucu bu hususta kadın için bir şart daha aramaktadır ki o da iddet süresi, iddet müddeti olarak da bilinen bekleme süresidir. Türk Medeni Kanununda iddet müddeti 132. Maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; Kadının yeniden evlenebilmesi için Evliliğin sona erme tarihinden başlamak suretiyle üç yüz gün geçmesi gerekmektedir. Kadının boşandığı eşinden hamile olması durumunda kadının hiçbir süreye bağlı kalmaksızın başka biriyle evlenmesi, doğuracağı çocuğun babasının kim olduğu hususunda karışıklık çıkaracak ve bu durum hem aile hem toplum düzenini olumsuz yönde etkileyecektir. Yasa koyucu bu karışıklığı engellemek amacıyla düzenlediği bu üçyüz günlük süreye iddet süresi denir.&nbsp;</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="İddet_Süresi_Hangi_Koşullarda_Sona_Ermektedir?">İddet Süresi Hangi Koşullarda Sona Ermektedir?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Türk Medeni Kanununun iddet süresini düzenleyen 132. Maddesine göre;&nbsp; iddet süresi üç farklı şekilde sona ermektedir. İlk yol yeni evlilik yapacak kadın Aile mahkemesinden iddet süresinin kaldırılmasını talep etmesidir. Bu durumda kadının önceki evliliğinden hamile olmadığının doktor raporu ile kanıtlanması ile mümkündür.&nbsp; Kadın hamile olmadığını doktor raporuyla kanıtladığı takdirde aile mahkemesince iddet süresini kaldırılır. İkinci yol ise kadının boşandığı eşiyle yeniden evlenmek istemesi ve birlikte aile mahkemesine iddet müddetinin kaldırılması için başvurulmasıdır. İddet müddetini sona erdiren diğer bir yol ise&nbsp; üç yüzlük&nbsp; bu sureyi hiçbir başvuru yapmadan doldurmasıdır. Kadın hamile ise doğurması halinde de bu süre sona ermektedir. Bu suretle doğum yapan eş üç yüz günlük iddet süresinin dolmasını beklemeden yeni evlilik gerçekleştirebilecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kadının iddet süresini sona erdirmeden ya da mahkeme kararı ile kaldırılmasını sağlamadan evlenmesi mümkün değildir. İddet süresi kaldırabileceğinden dolayı Türk Medeni Kanununda kesin evlenme engeli olarak düzenlenmemiştir. Fakat kadının bu süre içinde evlenmesi evliliğin iptaline neden olmaktadır. Bu nedenle yeni evlilikten önce aile avukatına başvurularak iddet süresi kaldırılmalıdır.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="İddet_Süresinin_Amacı_Nedir">İddet Süresinin Amacı Nedir?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Kadının boşandığı eşinden hamile olması durumunda kadının hiçbir süreye bağlı kalmaksızın başka biriyle evlenmesi, doğuracağı çocuğun babasının kim olduğu hususunda karışıklık çıkaracak ve bu durum hem aile hem toplum düzenini olumsuz yönde etkileyecektir. Yasa koyucu bu karışıklığı engellemek ve boşanan kadının doğuracağı çocuğun nesebitinin sağlanması amacıyla Türk Medeni Kanununda 132. Maddesinde boşanan kadının boşanma tarihinden itibaren üç yüz gün içinde evlenmesini sınırlayan iddet süresinin amacı olarak düzenlemiştir.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="İddet_Süresi_Nasıl_Kaldırılır?">İddet Süresi Nasıl Kaldırılır?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">İddet süresinin kaldırılmasına dair hükümler&nbsp; ‘kadının bekleme süresi’ başlığı altında Türk Medeni Kanununun 132. Maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; iddet süresi hakim kararı ile kaldırılabilmektedir. İddet süresinin kaldırılması davası çekişmesiz yargı işlerindendir. Her ne kadar çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesi ise de 4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4. Maddesine göre, kadının iddet müddetinin kaldırılması davasında görevli mahkeme Aile Mahkemesi olarak belirlenmiştir. Yetkili mahkeme ise talepte bulunan kadının oturduğu yer mahkemesidir (6100 S. K. m. 383, 384). Yeni evlilik yapacak kadın bu davayı bizzat kendisi açabileceği gibi özel vekalet ile avukatı aracılığıyla açabilmektedir. İddet müddetinin kaldırılması davası için öncelikle bu talebi içeren dilekçe hazırlamak ve bu dilekçeye nüfus cüzdanı fotokopisi ile kesinleşmiş boşanma ilamı eklemek gerekir. Hazırlanan dosyanın kadının oturduğu yer Aile mahkemesi tevzi bürosunca sunulması, gerekli harçların ve marsafların ödenmesi gerekir. Tüm bunlardan sonra tevzi bürosunda dosya mahkemesine tevzi edilir ve dava açılmış olur. Hakimin iddet müddetini kaldırabilmesi ise için Kadının önceki evliliğinden hamile olmadığının doktor raporu ile kanıtlanması gerekir. Bu nedenle açılan dava ile mahkeme, kadının hamile olup olmadığın tespiti için hastaneye sevk eder ve rapor talep eder, aile mahkemesi hakimi kadının hamile olmadığına dair raporun gelmesi üzerine iddet süresinin kaldırılmasına karar verir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">TMK 132. Maddeye göre Kadının iddet müddeti, boşandığı eşiyle yeniden evlenmek isteyen tarafların birlikte aile mahkemesine başvurusu ile de mümkündür. Yine aynı şekilde boşandığı eşiyle yeniden evlenmek isteyen tarafların bu hususta oturdukları yer aile mahkemesine başvurması ve gerekli evrakların tamamlanması gerekmektedir. Böylelikle kadının iddet müddeti kaldırılmış olur. İddet müddetinin kaldırılması davası her ne kadar çekişmesiz yargı işlerinden olsa da uygulamada mahkemelerin iş yoğunluğunu ve rapor durumunu öne sürerek süreci uzattığına çok rastlanmaktadır. Davanın hızla sonuçlanması ve evlenme sürecinin planlandığı gibi yürütülmesi için gerek vatandaş gerekse aile avukatları tarafından davanın sıkı takip edilmesi oldukça önemlidir. </p>



<h3 class="wp-block-heading" id="İddet_Süresinin_Kaldırılması_İçin_Gerekli_Olan_Evraklar_Nelerdir?">İddet Süresinin Kaldırılması İçin Gerekli Olan Evraklar Nelerdir?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">İddet süresinin kaldırılması için gerekli olan evraklar; kadın boşandığı eşinden başka biri ile evlenecekse sadece kendisi, boşandığı eşiyle yeniden evlenecek ise eski eşiyle beraber oturulan yer aile mahkemesi tevzi bürosuna sunulmak üzere bu hususta yazılacak dilekçe ekine kimlik fotokopisi ve kesinleşmiş boşanma ilamının eklenmesi ve ayrıca tevzi olunan mahkemeye süresinde hamile olunmadığına dair doktor raporunun sunulması gerekmektedir. Mahkeme tüm bu gerekli evraklar tamamlandığı takdirde iddet süresinin kaldırılmasına karar verir.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="Boşanma_Süreci">Boşanma Süreci</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Boşanma, eşler arasında bir çok zaman gündeme gelebilen bir konudur. Bazı eşler bir anlık sinir harbi ile boşanmayı gündeme getirse de bazı eşler ise büyük tartışmalar sonucu zor bir karar vererek boşanmak ister. Aile, kutsal bir kurum olmasına rağmen eşler bir çok nedenle boşanma aşamasına gelmektedir. Bunlar; şiddetli geçimsizlik, fikir uyuşmazlığı, sürekli tartışma, hakaret, tehdit, fiziki şiddet, psikolojik şiddet, güven sarsıcı hareketler, evliliğin yüklediği yükümlülükleri ihlal gibi genel nedenler olabileceği gibi akıl hastalığı, hayata kast, onur kırıcı veya pek kötü davranış, aldatma, terk, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme gibi özel sebepler de olabilmektedir. Uygulamada boşanma sebeplerinden hepsi ile karşılamaktayız ve bazı evlilikler kurtarılabilirse de bazıları da var ki her iki tarafın ve müşterek çocukların huzur ve mutluluğu için evlilik birliğinin sonlanması en doğru karar olmaktadır. Fakat ister kadın ister erkek olsun eşler açısından boşanma süreci her zaman kolay olmamaktadır. Boşanma süreci hem hukuki hem de psikolojik olarak tarafları yormaktadır. arafların mağduriyetleri en doğru şekilde mahkeme aktarması, maddi-manevi talepleri ve tüm mağduriyetleri tüm delilleri ile birlikte olması gereken hukuki süre ve süreç içinde mahkemeye profesyonel bir şekilde iletilmeli, işlemler zamanında yapılmalı, ispat yükü yerine getirilmelidir. Aksi takdirde bir taraf son derece haklı ve mağdur olsa dahi o dava kaybedilebilir. Yine aynı nedenle, yüksek mahkemenin belki de kesinlikle bozacağı aleyhe bir karar yanlış veya hatalı işlemler nedeniyle yine aleyhe olarak onaylanabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Velayet davalarındaki karar aşamasında söz konusu çocuğun yararı ilk karar etkenidir. Çocuğun yararını belirlemekte ise birkaç etken bulunur. Bunlar; kişisel ve fiziksek gelişim için şartların iyileştirilmesi, sosyal, ekonomik ve kültürel koşulların sağlanmış olmasıdır. Bu aşamada asıl kriter çocuğun gelişimi için en iyi şartların hangi tarafça sağlanabiliyor oluşudur. Tüm bu koşulların yanında dava süresince gerçekleşen davranışlar da göz önünde bulundurulabilir.&nbsp;</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="Velayet_Davası_Avukatı">Velayet Davası Avukatı</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12. maddesi ile Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3 ve 6. maddeleri, İç hukuk tarafından yeterli idrake sahip olduğu kabul edilen çocuklara, kendilerini ilgilendiren davalarda görüşlerini ifade etmeye olanak tanınmasını ve görüşlerine gereken önemin verilmesi gerektiğini öngörmektedir. Çocukların üstün yararı gerektirdiği takdirde görüşlerinin aksine karar verilmesi mümkündür. Velayet hususu, çocukları ilgilendiren konuların en başında gelir.&nbsp;Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mahkemece çocuğun anılan yararları hususunda &nbsp;araştırma yapılmalı ve rapor aldırılmalıdır. Uzman kişilerce yapılacak araştırma ve rapor ile &nbsp;annenin müşterek çocuğun gelişiminin sağlayabileceği ve devam ettirilebileceği bir ortam oluşturduğu,&nbsp;çocuğun&nbsp;doğumundan itibaren yanında bulunduğu, bakım ve gözetimi ile ilgili olarak maddi ve duygusal gereksinimlerini karşılamaya çalıştığı ve bu suretle anne ile &nbsp;müşterek çocuk arasında kuvvetli bir bağ oluştuğu hususunda görüş bildirse dahi babanın koşulları da aynı şekilde araştırmalı çocuğun&nbsp;üstün yararı ilkesi gereğince hangi ağır basıyorsa o tarafa bırakılmalıdır. Uygulamada bazı aile mahkemeleri herhangi bir araştırma yapmadan doğrudan çocuğun ana bakım ve şefkatine muhtaç olduğu gerekçesi ile anaya bırakıyorsa da bu durum çocuğun üstün yararı ilkesine aykırı bulunmaktadır. Bu nedenle özellikle çocuğun üstün yararı saptanmalıdır.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="Çocuğun_Velayeti_Hangi_Durumlarda_Babaya_Verilir?">Çocuğun Velayeti Hangi Durumlarda Babaya Verilir?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Velayetin kime verileceğine karar verilirken çocuğun üstün menfaati göz önünde bulundurulur. Eğer çocuğun menfaatleri velayetin babaya verilmesini gerektiriyorsa velayet babaya verilir. Ancak küçük yaştaki çocuklar anne bakımına ve şefkatine ihtiyaç duyduğundan velayetleri çoğunlukla anneye verilir. Küçük yaştaki çocukların velayeti çocuğun sağlığını ve psikolojisini etkileyecek istisnai durumlar söz konusu ise babaya verilebilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="Velayet Değiştirilmesi Davası">Velayet Değiştirilmesi Davası</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Velayete ilişkin kararlar kesin hüküm değildir, şartlardaki değişikliklerle birlikte velayet de değiştirilebilir. Velayet değişikliğinin söz konusu olabilmesi için velayeti elinde bulunduran tarafın ya da çocuğun durumunda esaslı değişiklikler olması gerekir. Velayet&nbsp;değiştirilme davasını açarak velayeti almak isteyen tarafın değişikliğin çocuğun menfaatine olacağını kanıtlaması beklenir. Velayet&nbsp;değiştirilmesi davası süreye tabi değildir, gerekli şartlar oluştuğu anda açılabilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="Boşanmada_Maddi_ve_Manevi_Tazminat">Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminat</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Bir eşin &nbsp;maddi tazminat talebinde bulunabilmesi için kusursuz ya da diğer tarafa nazaran daha az kusurlu olması gerekmektedir. Bununla birlikte belirtilen boşanma nedeni ile mevcut ve beklenen menfaatlerin zedelenmiş olması gerekmektedir. Yani maddi tazminatın amacı boşanma sebebiyle ortaya çıkan zararın tazminidir. Dayanılan boşanma sebebi ve söz konusu olayların eşin kişilik haklarına zarar vermesi durumunda o eş manevi tazminat da talep edebilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="Boşanmada_Tazminat_Nasıl_Talep_Edilir">Boşanmada Tazminat Nasıl Talep Edilir?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Boşanmada tazminat talebi için kanunun öngördüğü şartların öncelikle yerine getirilmesi gerekir. Uzman boşanma avukatı tarafından hazırlanması gereken boşanma dilekçesiyle taraflar tazminat talebinde bulunduklarını beyan ederler. Dilekçede yer almayan boşanma talepleri için bazı şartların dahilinde ve kurallar çerçevesinde dava süresince de yeni talep oluşturulabilir. Lakin iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi ilkesi dikkat edilmesi gerekmektedir. Bu durumda ıslah talebinde bulunmak bazı durumlarda ise bazı koşulların varlığı dahilinde yeni dava açarak aynı dava içine birleştirilmesini de istemek gerekebilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="Boşanmada_Tazminat_Miktar_Nasıl_Belirlenir?">Boşanmada Tazminat Miktarı Nasıl Belirlenir?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Boşanma tazminatının belirlenmesindeki en önemli kriter tarafların bu sürede gördüğü mağduriyettir. Yaşanılan mağduriyetin ölçüsü tazimat miktarının belirlenmesinde yön gösterici konumdadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Boşanma davalarındaki tazminat ücreti için ayrıca tarafların maddi güçleri de önemlidir. Tarafların maddi güçlerinin belirlenmesi bu aşamada önem taşır. Yaşanan mağduriyetler, ödeme gücü, manevi tazminatta zenginleşmeme esası gibi etkenler doğrultusunda sağlıklı bir karara varılarak ne kadar tazminat alabilirim sorusu cevap bulacaktır.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="Boşanma_Davası_Nasıl_Düşer?">Boşanma Davası Nasıl Düşer?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Hukukumuzda davanın düşmesi esasen ceza davaları için kullanılmakta olup halk dilinde ise hem ceza hem de hukuk davaları için kullanılmaktadır. Bu anlamda bir boşanma davasının düşmesi esasen tarafların davayı takip etmemesi veyahut açılan davadan feragat edilmesi ile mümkündür. Eğer davacı davasından vazgeçmiyor, feragat etmek istemiyorsa ya da tarafların bu hususta anlaşması olduğu halde dosyanın hızlı bir şekilde kapatılması isteniliyorsa yapılacak işlemi tespit etmesi gerekmektedir. Ayrıca tarafınıza karşı açılmış boşanma davasının lehinize sonuçlanmasını istiyorsanız davacının iddiasını çürütecek delilleri tespit edip süresinde mahkemeye bildirmeniz gerekmektedir. Uygulamada boşanma davasında en çok başvurulan delil tanık delili olup taraflar çoğu zaman hukuka aykırı bir şekilde tanıkları yönlendirmekte ve yalan tanıklık yaptırmaktadırlar. Bu hususta hakimin gerçeği tespit edebilmesi için tarafın tanıklara bazı sorular yöneltilmesi gerekmektedir. Soruların nasıl sorulacağı ve içeriğinin nasıl olması gereği kanunda düzenlenmiş olup hakim bu hususta hatayı kabul etmemekte ve belki de ağzınızdan çıkacak olan en can alıcı soru yönteminizin yanlış olmasından ötürü engellenmektedir. Bu halde avukat olmadan dinlenilen tanıklar çoğu zaman gerçeği saptırmakta ve davanın aleyhinize sonuçlanmasına neden olmaktadır. Bunların engellenmesi için hukuki yardım almanız adaleti sağlamada yardımcı olacaktır. Bu nedenle Aile hukuku kurallarına başvurmak dosyanın hızlı ve doğru bir şekilde takip edilmesini sağlanacaktır. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="Boşanma_Davası_İptal_Edilir?">Boşanma Davası Nasıl İptal Edilir?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Boşanma davasının iptal edilmesi için kural olarak davayı açan eşin davadan feragat etmesi gerekmektedir. Boşanma davası açıldıktan sonra tarafların barışması ve boşanmadan vazgeçmek istemeleri üzerine davanın iptal edilmesi dosyanın takip edilmemesi ile de mümkündür. Taraflar bu durumda feragat veya davanın açılmamış sayılması kararı dolayısıyla bir takım masraflarla karşılaşabilecektir. &nbsp;Eğer davacı davasından vazgeçmiyorsa boşanma talebinin reddedilmesi için bazı hususlara dikkat edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle boşanma avukatına başvuru ile dosyanın hızlı ve doğru bir şekilde takip edilmesi sağlanacaktır.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="Boşanma_Davasında_Alınabilecek_Tedbirler_Nelerdir?">Boşanma Davasında Alınabilecek Tedbirler Nelerdir?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Boşanma davalarında eşlerin barınması, geçimi, eşlerin mallarının yönetimi ve çocukların bakım ve korunması için gerekli ve geçici tedbirleri alınması zorunlu olup bu husus da taraflar talep de bulunma da dahi hakim tarafından re’sen göz önüne alınmaktadır. Gerekli tedbir ve önlemlerin alınabilmesi için hakim tarafından sosyal ve ekonomik araştırmalar yaptırılır ve eşler ve çocuklar bu suretle korunur.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="Boşanma_Davası_Açma_Ücreti_2022">Boşanma Davası Açma Ücreti 2026</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Boşanma davaları, Türk Medeni Kanunu ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu doğrultusunda yürütülmektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 323. Maddesinde yargılama giderlerini belirlemiş olup boşanma davası masraflarını da bu madde kapsamında açıklayabiliriz. HMK 323. Madde ve TMK kapsamında yargılama giderleri özetle, Başvurma harcı, vekalet harcı, peşin harç, gider avansı ve vekalet pulu olarak belirlenmiştir. Davanın sonucuna göre bu masraflara Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti, karar ilam harcı da eklenebilmektedir. HMK madde 326’ya göre yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilmektedir. Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştıracaktır. Aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebilmektedir. Davaların boşanma avukatı ile takip edilmesi külfet olarak düşünülse de avukatın hukuki yardımı ile davada hakların korunması sağlanacaktır. Dolayısıyla davada masraflar, hakkında aleyhe karar hüküm tesis edilen tarafa yüklenilecek olup bu şekilde davayı kazanan taraf tüm bu masraflardan kurtulmuş olacaktır.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="Boşanma_Davası_Avukatı_Ücreti">Boşanma Davası Avukatı Ücreti</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Boşanma avukatı ücreti, Avukatlık Ücret Tarifesinde belirlenmiş olup ayrıca boşanma avukatı ile yapılacak olan avukatlık ücret sözleşmesi ile de belirlenebilmektedir. </p>
<p><a href="https://www.sezginhukuk.org/bosanma-avukati/">Boşanma Avukatı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sezginhukuk.org">Sezgin Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
